2016-17 ilk yarı hakem hataları değerlendirmesi
31 Aralık 2016 güncellendi Futbol
0 31 Aralık 2016

Selamlar, sevgiler;

Uzun aradan sonra bu sezonun ilk yarısında hakem hatalarına ilişkin görüşlerimi yansıtan bir yazı yazmak istedim. İran’da imkanlar elverdikçe devam ettirmeye çalışacağım.

Malum, ilk yarıdaki 16 maç boyunca hakem hataları genelde Beşiktaş’ın lehinde dağıldı. Futbol kamuoyunun pek alışık olmadığı bu durum hemen alerjik etkisini gösterdi ve yıllardır gündeme getirdiğimiz ama dikkate alınmayan “yabancı hakem” önerisine bir de “video futbol” uygulaması tartışmaları eklendi. “Canım o da oyunun bir parçası” diye geçiştirilen hakem hataları bir anda futbolun düşmanı oldu.

Demek bu oyunun adil yönetilmesini talep etmek için mağdur olanın Beşiktaş olmaması gerekiyormuş!

Her neyse… Hatalar lehte olunca meydanı boşaltanlarla aynı kulvarda değiliz elbet. İlk yarıda hakem hatalarının dağılımına bakalım.

İlk yarıda üç büyüklerin maçlarında not ettiğim hakem hatalarının dağılımı şöyle…

1. Beşiktaş

Beşiktaş’ın 16 maçının 11’inde toplam 17 hata notu var. Bunların 10’u lehte, 7’si aleyhte.

En fazla kart hatası (8) yapılırken, 7 penaltı hatası, 2 de gol hatası olmuş.

Penaltı hatalarının 3’ü lehte, 4’ü aleyhte. Penaltı hatalarında Beşiktaş çok az bir farkla dezavantaj yaşamış.

Kart kararlarında ise 5 lehte, 3 aleyhte hata görünüyor. Beşiktaş bu hatalarda çok olmamakla birlikte avantajlı konumda.

Gol kararlarında 2 lehte hataya karşılık aleyhte hata yok. Bu kategoride de avantaj söz konusu.

Gelelim hataların maçlara olan etkisine.

Beşiktaş, lehine hataların ağır bastığı 4 maçın skorunda avantaj sağlamış.

Bunlardan ilki 2-2 biten Gs maçı. Bu maçta Gs 2-0 öndeyken Talisca’nın kırmızı kartı verilmemiş ve maç berabere bitmiş.

Bir diğeri 3-0 Beşiktaş’ın kazandığı Antalyaspor maçı. Durum 0-0 iken Tosiç’in yaptığı faul verilmeyince devam eden pozisyon Beşiktaş’ın ilk golü olmuş.

Üçüncü bir örnek de Beşiktaş’ın 2-1 kazandığı Ts maçında yaşanmış. Durum 2-1 iken Ts’nin penaltısı verilmemiş ve Quaresma kırmızı kart görmesi gerekirken oyunda kalmış.

Son örnek de Bursaspor maçı… Beşiktaş’ın 2-1 kazandığı maçta durum 0-0 iken Beşiktaş hatalı bir penaltı kararı ile 1-0 öne geçmiş.

Beşiktaş, aleyhine hakem hatalarının ağırlıkta olduğu 3 maçta da (Kayserispor, Adanaspor, Gaziantepspor) galip gelerek hakem hatalarına puan vermemiş.

Diğer maçların ise 2’sinde (Alanyaspor ve Karabükspor) hakem hataları aleyhine olmasına rağmen Beşiktaş kazanmış, 1 maçta (Fb) hakem hataları dengede olmuş ve 1 maçta da (Kasımpaşa) hakem hataları lehine olmasına rağmen Beşiktaş zaten maçı kaybetmiş.

2. Galatasaray

Gs’nin 16 maçının 8’inde toplam 11 hata notu var. Bunların 4’ü lehte, 7’si aleyhte.

Gs’nin maçlarında 5 penaltı, 5 kart ve 1 gol hatası olmuş.

Penaltı hatalarının 1’i lehte, 4’ü aleyhte. Penaltı hatalarında Gs önemli bir dezavantaj yaşamış.

Kart kararlarında ise 3 lehte 2 aleyhte hata görünüyor. Gs kart hatalarında tıpkı Beşiktaş gibi küçük bir avantaj sağlamış.

Gol kararlarında ise sadece 1 hata yapılmış ve o da Gs’nin aleyhinde.

Bakalım hataların maçlara etkisi nasılmış.

İki maçta hakem hataları Gs’nin aldığı sonucu olumsuz yönde etkilemiş.

1-1 biten Kayserispor maçında durum 0-0 iken Gs’nin penaltısı verilmemiş ve Kayserili oyuncu atılması gerekirken atılmamış.

Beşiktaş maçında Gs 2-0 öndeyken Beşiktaşlı Talisca kırmızı kart görmesi gerekirken görmemiş ve maç 2-2 bitmiş.

Buna karşılık 1 maçta hakem hatası Gs’nin aldığı skora olumlu katkı yapmış.

O da Kasımpaşa maçı. Maç 1-0 Gs’nin üstünlüğü ile giderken Gs’li Serdar Aziz atılması gerekirken oyunda kalmış ve Gs maçı 2-1 kazanmış

Bunların dışında 1 maçta (Ts) hakem hataları dengede olmuş. İki maçta (Başakşehir ve Fb) hakem hataları Gs lehine olmasına rağmen Gs zaten kaybetmiş. İki maçta ise (Adanaspor ve Bursaspor) hakem hataları Gs aleyhine olmasına rağmen Gs maçı kazanmış.

3. Fenerbahçe

Fb’nin 16 maçının 5’inde toplam 11 hata notu var. Bunların 7’si lehte, 4’ü aleyhte.

Fb’nin maçlarında 6 penaltı, 4 kart ve 1 gol hatası olmuş.

Penaltı hatalarının 4’ü lehte, 2’si aleyhte. Penaltı hatalarında Fb diğer iki takıma göre en avantajlı taraf olmuş.

Kart kararlarında ise 3 lehte 1 aleyhte hata görünüyor. Fb kart hatalarında da Beşiktaş ve Gs’ye göre daha fazla avantaj yakalamış.

Gol kararlarında ise tıpkı Gs gibi, sadece 1 hata yapılmış ve o da Fb’nin aleyhinde.

Hataların skorlara etkisi de şu şekilde.

Hakem hataları 2 maçta Fb’nin lehine ağır basmış ve aldığı skora olumlu katkı sağlamış.

Bunlardan birincisi Konyaspor maçı. Fb bu maçı 1-0 önde götürürken Konyaspor’un iki penaltısı verilmemiş ve maç 1-0 bitmiş.

Diğer maç ise Akhisar ile oynanan maç olmuş. Bu maçta da Akhisar’ın 2 penaltısı verilmemiş ve Fb’li Mehmet Topal oyundan atılması gerekirken oyunda kalmış ve maçı Fb 3-1 kazanmış.

Hakem hatalarının Fb aleyhinde olduğu ve alınan skora olumsuz katkı yaptığı maç sayısı ise 1.

Antalyaspor maçında, Fb’nin 1 penaltısı verilmemiş 1 de nizami golü sayılmamış. Bu maçta Fb’nin atılması gereken 1 oyuncusu da (De Souza) atılmamış. Maçı Fb 1-0 kaybetmiş.

Diğer taraftan, 1 maçta (Beşiktaş) hakem hataları dengede olmuş, 1 maçta da (Gs) aleyhte olmasına rağmen Fb maçı kazanmış.

Sonuç olarak;

1. En fazla sayıda maçta hakem hatası Beşiktaş’a olmuş. Fb’nin ise sadece 5 maçında hakem hataları not edilmiş.

2. Maçlarında yapılan hata sayısı en yüksek takım da Beşiktaş. Gs ve Fb ise bu sayıda eşit.

3. En çok hata yapılan iki kategori penaltı ve kart hataları. Dolayısı ile bu iki kategoride yapılan hatalar skora daha fazla etki etmiş. Gol hataları ise çok daha az sayıda.

4. Penaltı hatalarında Fb önemli avantaj sağlamış. Beşiktaş az ve Gs ise fazla oranda dezavantajlı taraf olmuşlar.

5. Kart hatalarında üç takım da avantaj sağlamış. Ancak Fb, diğer iki takıma göre daha fazla avantajlı olmuş.

6. Skora etkisi marjinal kalan gol hatalarında ise Beşiktaş avantajlı, Gs ve Fb dezavantajlı takımlar olarak görünüyorlar.

7. Skorun hakem hatalarından olumlu/olumsuz etkilendiği maç sayısı ise Beşiktaş’ta 4/3, Gs’de 1/2, Fb’de ise 2/1. Yani Beşiktaş ve Fb az avantajlı, Gs ise az dezavantajlı konumdaymış.

8. Beşiktaş, hataların aleyhine ağır bastığı 3 maçı da kazanmayı bilerek öne çıkmış. Gs 2, Fb ise 1 maçta hakem hataları yüzünden puan kaybetmiş. Yani Beşiktaş, diğer ikisine göre zoru daha fazla başardığı için hakemlerin aleyhteki hatalarından puan olarak etkilenmemiş.

9. Buna karşılık, Beşiktaş 4 maçta hakem hatalarının etkisiyle kazanmış. Bu rakam Gs için 1, Fb için 2.

10. Sonuç olarak hakem hataları en çok Fb ve Beşiktaş’a yaramış. Her ne kadar en önemli iki kategoride Fb en avantajlı takım olsa da daha fazla maçta hata yapıldığı için Beşiktaş da hakem hatalarından en az Fb kadar avantaj sağlamış. Gs ise hakem hatalarından dezavantajlı çıkmış.

Görüntü böyle.

İlginç değil mi? Seneler sonra Beşiktaş’ın avantajlı, Gs’nin dezavantajlı olduğu bir devre arası hakem hataları dağılımı!

Peki ne değişti? Ne oldu da dişleri bu sene Beşiktaş’a geçmedi.

Çünkü Beşiktaş yönetimi senelerdir bu oyunun ekonomik tarafına odaklandı. Sarışınların dilinden konuştu. Rating, yıldız, taraftar, lisanslı ürün satışı kavramlarını kullanmaya başladı. Stat yaptı ve kamuoyunda bir popülarite yaratmayı başardı.

Bu değişimini, doğru ve akıllı transfer politikası ile destekledi. Her sene üstüne koydu. Beşiktaş’ın toplumdaki genel sempatisini çok iyi değerlendirdi ve yeniden hava yarattı. Diğer büyüklerin kibrine ortak olmadı ama ekonomik olarak da, rekabet tarzı olarak da dik durdu.

Doğrular hatalardan fazla olunca Beşiktaş güçlendi. Can yakacak konuma geldi.

Ve ülkenin bir numaralı kuralı işlemeye başladı. Güçlü olandan çekinmek. Çok değil daha iki sezon önce bu takımın bir devrede 12 penaltısı verilmiyordu, bakın bugün aynı hakemler penaltıyı görür görmez nasıl güzel çalıyor.

Başta Fb yönetiminin birbirinden kıymetli futbol düşünürleri olmak üzere tüm sarı renkli yönetici, gazeteci vb.’nin karın ağrısı buradan ileri geliyor işte.

Gs ve Fb yıllarca rekabette birbirlerinin çifte standartlarını referans alarak ülke futbolunun kaymağını paylaştı. Bu arada penaltıları verilmeyen, abuk sabuk kartlarla eksiltilen, türlü çifte standartlarla önü kesilen Beşiktaş onlar için böyle iyiydi.

Şimdi bu lüksleri ellerinden alındı. Kaymağa ortak geldi. Hakemler Beşiktaş’ın aleyhine hata yapmaktan korkuyor, penaltılarını veriyor, kartlarda aynı standartlarla yaklaşıyor. Görmeyen gözler görür, duymayan kulaklar duyar hale geliyor.

Bünyeye ağır gelen, o kuru gürültünün arkasında yatan asıl mesele bu saltanatın ellerinden alınması işte.

Beşiktaş ülkenin gerçeklerini iyi okudu. Ülke zaten bu gerçekle yaşıyor. Sofrada yemek yiyebilmek için haklı olmak yetmiyor, güçlü olmak gerekiyordu.

Ha olması gereken bu mudur? Hayır!… Ben hala bu oyunun peşinden sahanın içindeki “romantizm” yüzünden giden eski moda taraftarlardanım. Hakem hataları böyle dağılmaya devam etsin ve Beşiktaş’ın olası bir şampiyonluğunda rol oynasın hiç kıvırmadan onu da kabul ederim, kimsenin zekasıyla dalga geçmem!

Ama herkes farkında. Bugünlerdeki “Beşiktaş kollanıyor” kampanyası boşuna değil. Yukarıda özetlediğim hakem hataları dağılımı abartılarak ve çarpıtılarak sunuluyor ki algı da ona göre oluşsun.

Zurnanın zırt dediği yer farklı. Bizde işler öyle matematikle, istatistikle, gerçeklerle yürümüyor.

Bizde borazanı en çok öten haklı sanılıyor.

Tek tek gidelim.

Bu aralar TV’de ilk yarıda en çok penaltının Beşiktaş tarafından atıldığı haberi sıkça yapılıyor ya, oradan başlayalım.

1990’ların sonlarında Gs’li Arif’in kendini yere atarak aldığı (ya da verilen) penaltıları hatırlarsınız. O dönem yapılan eleştiriler “ama Gs rakip ceza sahasında topla en çok oynayan takım” diye yanıtlanırdı.

Senelerce insanların zekasıyla dalga geçtiler. Burada mesele en çok kime penaltı verildiği ya da en fazla kimin rakip ceza sahasında topla buluştuğu değil. Gerçekten durumu anlamak için verilmemesi gerektiği halde verilen penaltılara bakacaksınız. Beşiktaş’a ilk yarıda verilen 7 penaltının biri yanlış. Buna karşılık 2 penaltısı verilmemiş. Halbuki Gs’nin 4 penaltısı verilmemiş. Bunu söyleseler mantıklı olacak!

O kadar ezbere ve saçma saldırıyorlar ki, maksat sadece algı yaratmak. Kimsenin gerçekte ne olduğuyla ilgisi yok.

Misal, Quaresma’nın Ts maçında görmediği kırmızı kart sembol oldu, milletin diline dolandı. Kart hatalarına bakıyorsun lehte/aleyhte hata farkında Beşiktaş ile Fb aynı. Fb-Beşiktaş maçında herkes Tosiç’in görmediği kırmızı kart üzerinden yaygaraya başladı. Bu yaygara Quaresma kampanyası ile birleşince algı yaratılmış oldu. Halbuki aynı maçta Van Persie’nin Tolgay’ın tendonuna basması da kırmızı kart olmalıydı ama kimseler konuşmadı!

Fb her zamanki içi boş yaygarası ile hakemleri ve kamuoyunu yönlendirmeye çalışıyor. Hepsi bu.

Burada da hiç sürpriz olmayacak şekilde Türk futbolunun meşhur muhteşem ikilisi Aziz Yıldırım ve Mahmut Uslu sahne aldı.

O kadar desteksiz, niteliksiz ve altı boş eleştiriler yaptılar ki artık milyonlarca insan bu tip kendine Müslüman yöneticilik tipinden bıktı, usandı!

Halbuki görünen o ki, ilk yarıda hakemlerden en fazla zarar gören Gs oldu. Otuzyedi yıldır bu ligi izliyorum. Gs’yi hiç bu konunun mağduru olarak görmemiştim.

Ancak, tabii ki Gs bu durumda bile daha bir şey görmedi. Öyle kolay değil hakemlerden şikayet etmek!

Çile imbiğinden geçecek, süzülüp geleceksin.

Akvaryum balığı değil dip balığı olacaksın!

Daha bir Papila faciası yaşamadılar. Averaja kalınan son haftada rakiplerinin 8-0’lık rezilliklerine şampiyonluk kaybetmediler. Penaltı noktası eşeleyenlerin kırmızı kart görmesi, en önemli oyuncularının derbi öncesi çıkış tünelinde sarı kart görmesi, herkes çizgiye basarken sadece Gs’nin kart sınırındaki oyuncusuna sarı kart gösterilmesi gibi çifte standartlarla gözlerine sokula sokula çalınacak puanları.

Misal, Sniejder “fuck off” diyecek ve 50 metreden dudak okuması ile kırmızı kart görecek. Ancak bir hafta sonra Beşiktaş ile oynarken hakemin kulağının dibinde Sabri’ye “fuck off” diye bağırıp çağıran Talisca sarı kart bile görmeyecek.

Daha durun… Misal, Vodafone Arena’ya geldiklerinde formasını çıkartıp, sahayı yarı çıplak arşınlayıp maçı soğutan Beşiktaşlının atılmamasını da yaşamadılar.

Serdar Aziz medyada “kırmızı karta yakın oyuncu ama hakemler nedense görmüyor” diye gösterilirken, misal Beşiktaşlı Tosiç’in kırmızı kartlık hareketleri “şampiyonluğa inancın göstergesi, hırslı çocuk” diye sunulacak.

Daha 9 puan farkla lider olup da tüm ülkede “ligin rengi kaçtı, ne yapsak etsek de farkı kapattırsak” kampanyasının konusu yapılmadılar bile!

Daha (keşke) bunlar olacak.

Böyle böyle şampiyonlukları alınıp rakiplerine verilecek ve üstüne de zekaları ile dalga geçilecek.

Misal denecek ki, “canım Sniejder da çizgiye basmasaydı.”… İsyan ettikçe “ağlak” diye dalga geçilecekler. Meczup yerine konacaklar. Onlar adalet talep ettikçe inadına yıldız gibi kavramlar uydurulacak, onun üzerinden “ezik camia” ilan edilecekler.

Ve bu sezonlar boyu sürecek.

Şimdi ne diyelim… “E Yasin de o golü atsaydı. E Podolski de sakatlanmasaydı. E Talisca da profesyonel oyuncu tabii, nasıl da rakibini kızdırmış”… Bunların hepsi hakemlerin çifte standartlarına isyan ettiklerinde Beşiktaşlılara söyleniyordu.

Ama hayır!

Biz böyle demiyoruz. Evet Quaresma atılmalıydı. Evet Talisca atılmalıydı. Evet Gs’nin verilmeyen 4 penaltısı var. Evet hakemler ilk yarının puan durumuna Beşiktaş lehine etki etti.

Biz geçmişte ne diyor, nerede duruyorsak bugün de o!

Adaletin rengi yok ama omurgası var.

Konu omurga konusudur.

O sezonlarda ne kastettiğimizi anlayarak bize katılan, derdi futbol olan tüm sarışın taraftarlar ile aynı taraftayız. O gün bize hak veren herkesin bugün Beşiktaş’ı eleştirmeye hakkı var.

Ama o gün bu kadar çifte standardın üstüne oturup “lay lay lom” yıldız kutlayan kimsenin bugün konuşmaya hakkı yok.

Olmaz ya, Gs’nin bu dezavantajlı durumu artarak devam eder ve hatta sezonlara yayılırsa hiç merak etmeyin gene en gerçek yorumları Beşiktaşlılardan duyarsınız.

Fb’yi unutmayalım. Onlar giderek komik bir hal alıyor. Neyden şikayet ediyorlarsa son 15 yıllık tarihlerinde fazlasıyla lehlerine yapılmış ve sus pus olup şampiyonlukları mideye indirmişler. Tarih, bir taraftan hakem hatalarından yararlanıp diğer taraftan hakemlerden şikayet edecek kadar pişkin başka bir camia daha görmedi.

Hala ciddiye alan varsa Allah selamet versin. O halde Allah, bu camiayı başımıza musallat ederek bize az bile yapmış demektir.

Ve hala senelerdir ne anlatmaya çalıştığımız anlaşılmadıysa artık sözün bittiği yerdeyiz demektir.

Demek bu yöneticilere, bu hakemlere, bu medyaya, kısaca ülkece her şeye müstahakmışız.

Bir konu daha var.

Başta Başakşehir camiası olmak üzere birçok camiadan futbol adamı “video lig” uygulamasını gündeme getiriyor. Yabancı hakemler bile tartışıldı. Vay vay vay!

E ne oldu? Hani bu hakemler bizimdi. Onlar da hata yapardı, basireti bağlanır, kılları dönerdi! Hani hakem hatalarının bu oyunun “lezzeti” içinde bir yeri vardı. Lezzet sizin için kaçınca mı oyun bitti?

Yahu hani bunları ısrarla gündeme getiren bir camia vardı. Mahallenin delisi muamelesi yapılıp totosuna tencere bağlanıp kovalanmıştı.

Allah Allah… Şimdi ne oldu da video lig önem kazandı?

Platini zamanında dememiş miydi “teknoloji ile bu oyunu boğarız” diye? Uyanık Platini, ister mi öyle sahanın içinden abuk sabuk endüstrinin işine gelmeyen sonuçlar çıksın? Bırakır mı elindeki en güçlü aracı öyle teknolojiye, videoya?

Bugün NTV Spor’da duyduğum bir yorum… “Artık futbolda sonuç sahadan çıkmıyor, hakemler kimi isterse o kazanıyor”…

Hadi ya!… Penaltı noktaları eşelenirken, Fb’liler “fuck off” diye bağırıp el üstünde tutulurken, Papila faciaları, 8-0’lar, soyunup sahayı turlayanlar sahada kalırken çizgiye bastığı için atılanlar, Arifler falan varken galipler hep sahadan çıkıyordu da bugün Beşiktaş’a fazladan verilen bir penaltı, verilmeyen iki kırmızı kartla futbol rayından çıktı öyle mi?

Braga-Fb, Dinamo Kiev-Beşiktaş maçlarının hakemlerine sallamak kolay. Oralarda herkes delikanlı. Haydi sıkıysa kendi ligindeki benzer hadiselerde de çık tv’de aynı keskin yorumları yap. Cem Papila hakemliğin parlayan yıldızı ilan edilmişti yahu! Unuttunuz mu?

Bilica penaltı noktasını eşelerken tv’de sahada şirket pikniği varmış gibi maç anlatılıyordu!

“Vur artık Nalexxxx” diye maç anlatılan sezonlar gördü bu lig!

“Hakemin gözüne kar suyu kaçtı” diye açıklama yapılan maç var muhteşem ligimizde, ne diyorsunuz!

İki yüzlüyüz.

Samimi değiliz.

Gerçeklerin değil algıların peşindeyiz.

Futbolu değil rantı düşünüyoruz.

Kendimizi kandırmaktan yorulmuyoruz.

Herkesi saf, kendimizi cin sanıyoruz.

Az gelişmişiz.

Mesele budur.

Herkese iyi seneler dilerim.

Cengiz Gürsel
31.12.2016

  • Beğenenler
Cevapla