Aldatmasın !
9 Mart 2016 güncellendi Futbol
3 7 Mart 2016

Bugün takım her zamanki oyununa yakın bir oyun oynadı. Sorun da burada işte. Karşımızda Konya veya Başakşehir olsaydı yine aynı sıkıntıları çekerdik. Neden çünkü oyunu 70 metrede oynuyoruz. İyi oynuyor görünüyor , çok pozisyon üretiyoruz ama öyle kabak gibi alanlar bırakıyoruz ki , iyi kontra yapan takım canımızı yakar. Ayrıca Bugün Eskişehir ; ne Konya , ne Başakşehir kadar Oğuzhan ve Atiba’ya baskı kuramadı. Forvetleri de çok dağınıktı. Yine de Oğuzhan , Olcay ve Atiba bugün çok koştu , çok çalıştı. Tebrik etmek lazım. Buna ihtiyacımız vardı. Şimdi bundan sonra daha da güçlenerek , daha da hırslanarak devam etmeli.

Beşiktaş’ın şu sorunlara çare bulması lazım:

1) Alexis her maçta rakiplere rahat şut şansı veriyor. Marcelo ile arası çok açık. İkisinin arasına 11 kişilik bir takım sığar. Son 10 dakika Eskişehir kontrayı bırakıp bizim ceza alanımız önüne yerleşince gol yememiz çok uzun sürmedi. Bize transfer olduğundan beri Alexis’in bu şekilde vurdurduğu 3 toptan 2 si gol oldu. Birisini Tolga kurtardı ! Tosiç oynamalı.

2) Rakip ceza sahası ve çevresinde şut pozisyonu bulmamıza rağmen hala daha pas yapmaya çalışıyoruz.

3) Gomez’den sonra takımda hareketli oyunda kafa golü atabilecek oyuncumuz yok ! Orta yapılıyor her iki kanatta oynayan Olcay veya Quaresma kafa golü atamıyor !

4) Çok geniş alanda (70 metrede ) oynuyoruz. Bloklar arası çok açık. Atiba’nın insanüstü gayreti ve topu bizde tutma becerisi olmasa çok pozisyon veririz. Çok sıkıntı çekeriz.

Rize maçı Trabzon maçından daha zor olacak. Rize maçı köşebaşı maçlarından biri. Rize ve Trabzon maçlarından 6 puan alırsak Fb maçını telafi etmiş olacağız. Ondan sonrası yokuş aşağı ! 2 tane final maçı , çık kazan .

  • Beğenenler
Cevapla

Değerli analizlerini bizden esirgemeyip yazdığın için ellerine sağlık…

Alexis Delgado’nun bize faydalı olup olamadığını işin aslı tam anlayamadım abim. Ne dersin? Transfer olduğu gibi hiç tanımadığı bir takımla çok zorlu maçlara çıktığını bir kenara koyarak yazıyorum:

Bana göre dün oynanan maç Delgado’yu analiz etmek için en güzel maçlardan biri oldu, çünkü sahada 3 ayrı Delgado vardı.

Bileklerine hakim bir Delgado gördüm ben. Ceza sahamız etrafında top bizdeyken baskı yediğimiz anlarda da, orta sahadayken rakip yerleşince de, kanatta da … nerede olursa olsun Delgado her zaman her yerde doğru pası, sakin bir şekilde attı… Gözünden kaçmamıştır belki; dikkat ettiysen pası attığı arkadaşına da ne yapması gerektiğini hep eliyle koluyla işaret etti.

Olumlu olarak yazılabilecek bir diğer özelliği birkaç tane kontra atağı süratiyle ve doğru hamleleriyle çok iyi kesti.

Şimdi bu iki özelliğe bakınca aslında faydalı bir oyuncu aldığımızı söyleyebiliriz. Oyunu rakip alana yıkınca, yani senin dediğin gibi oyunu 40 metreye sıkıştırınca Delgado pas trafiğini bozmadığı için ataklara katılabilir. Ek olarak ani atak yediğimiz durumlarda hızıyla rakibi karşılayabiliyor.

Bu açıdan yeterli bir oyuncu.

Fakat rakibin kontra atağı gelişince veya rakip bizim yarı alana yerleşince Delgado çok kötü bir görüntü sergiliyor ve bu da kafa karıştırıyor.

Bir kere adam kıpır kıpır, alan kapatamıyor, çok hareketli. Şut veya çalım pozisyonlarında ellerini ardında bağlayıp kendini ha bire yere bırakıyor. Kafa toplarında rakibi bozamıyor. Bence en kötü de Tolga’nın kordinasyon eksikliği bu adamda da var.

Tolga 60 metre boyunca kendisine yuvarlana yuvarlana gelen topu çıkıp alamayacağını nasıl kestiremiyorsa, Delgado’da müdahele edebileceği topların üzerine gidemiyor.

Şampiyon olacaksak Delgado ile olacağız, gerçek bu…

Dünün en güzel haberi; ben Tolgay’ı çok iyi buldum.
Oyunun dengesini özellikle bazı bölümlerde müthiş bir şekilde ileri yıktı. Hatta bir ara sol tarafa oyunu bir yıktı, 2 dakika topu çok güzel eveleyip geveledik.
İşte Beşiktaş’a en çok lazım olan şey bu!

Beşiktaş’a denge lazım, ne yaptığını bilen bir görüntü lazım, orta sahaya savaşçı değil, taktiysen lazım. Oğuzhan iyi oyuncu ama o bölgenin sahibi Tolgay.

Tolgay formayı direk sırtına geçirdiği an, top bizde çok kalır, daha akıllı oynarız, daha az pozisyon veririz.

  • Beğenenler
Cevapla
İptal

güzel tespitler için teşekkürler.

Nacizane eklemem,  Gomez-Sosa-Atiba-Qguzhan-Töre- Frei-Cenk-Tolgay- Quaresma(disiplinli olan) gibi üst düzey orta ve ileri adamların arkasında Tolga(Boyko)- Beck-İsmail-Rhodolfo-Marcelo-Alexis olması, Porsche alıp bisiklet lastigi takmak gibi birşey.

Rakipler 2 ve 3. bölgeye topun saglıklı geçişini önde pres koyarak + alan daraltarak + topu alan ve dagıtan adamları yıldırarak engelleyince; Servet -Toroman tarzı “geliyooooor” stil 60 metreye top şişirmeye başlıyoruz. Böylece Gomezi hem stoperlerin kucagına atıyoruz hem de ekstradan yoruyoruz. Kanatlar ise rakibi yıldıracakları yerde kafası kesik tavuk gibi topu geri almaya çabalıyor.

Stoperlerin ayagı kötü, bekler de Allaha emanet olunca oyun sıkışıyor. Modern futbolda “benim defansım iyi” diyerek tutunabilen bek Anadoluda kaldı. oyunu tek yönlü oynamak, takımı da hücuma kalkarken eksik bırakıyor. Misal hücumu olsa biraz Beck’in, Quaresmanın adamı geçmek ve içeri kat etmek dışında da yeni seçenekleri olacak.

Son haftalarda daha olumlu sinyaller verse de, ortasahadan forvete verilen destek de yetersiz. Özellikle Atibanın cezasahası içindeki ekstra adam rolünü daha fazla oynaması lazım ama adam eşek gibi yoruluyor çok da ısrarcı olamıyorum. Seneye kesin çift taraflı bi kalburüstü adam lazım. Misal Gökhan inler :)

nacizane :)

 

  • Beğenenler
Cevapla
İptal

Beck konusu hakkaten kanayan yaradır.
Bindirme yapmaktan bu kadar uzak ama bu kadar uzak bir adam ben hayatımda görmedim.

Defansta beton olsa hadi diyeceğim bir derece ama öyle bir şey de yok.
Top ayağındayken çok basit bir ezber oyun şekli var. Stopere ver, Quaresma’ya at, orta sahaya ver.
Birileri Beck’e maç sonuna kadar bindirme en kötü fazladan 1 gol yeriz, ama banko 2 gol atarız desin artık.

Bu haliyle Serdar Beck’i rahatlıkla keser.
İstediği kadar sakarlık yapsın, oyumu Serdar’dan yana kullanıyorum.

  • Beğenenler
Cevapla
İptal