Bana göre olan biten (1)
5 Ocak 2016 güncellendi Futbol
0 5 Ocak 2016

Selamlar, sevgiler;

Geçen hafta ligin ilk yarısındaki hakem hatalarının dağılımını özetlemiş ve görmüştük ki, Gs ve Fb hakem hatalarında nispeten dengede dururken Beşiktaş, alışık olduğumuzun tersine hakem hatalarından daha fazla yararlanan taraf olmuş ve bu da gol kararlarındaki hatalardan kaynaklanmış.

Ligin ilk yarısında hakem hatalarının dağılımında Gs dengede dururken, Beşiktaş ve Fb için dengeyi bozan iki unsur var.

1. Beşiktaş’ın gol hatalarında sağladığı avantaj ona Fb galibiyetinde ve Kasımpaşa beraberliğinde katkı yapmış. Diğer gol hatalarının Beşiktaş’a puan dönüşü yok.

2. Fb ise penaltı hatalarında dezavantajlı durumda ama bu hatalardan kaynaklanan puan kaybı olmamış. Hatta lehine yapılan bir penaltı hatası 2-2 biten Gaziantepspor maçında kendisine olumlu dönmüş.

Yani hakem hatalarının dağılımı, Beşiktaş’a bir derbi galibiyeti olarak dönerken, bunun dışındaki hatalarda üç büyükler için kazanç/kayıp dengesi söz konusu. Hakem hataları dağılımı son yıllarda olmadığı kadar dengeli.

Bugüne kadar hakem hataları hakkında çok konuşuldu. Bu konuda aynı kulübün taraftarları arasında bile önemli görüş ayrılıkları var.

Hakem hatalarının, içinde insani boyut barındıran her şeyde olduğu gibi kaçınılmaz olduğunu, bu konuda fikir sahibi olabilmek için bu hataların dağılımını ve uzun yıllar boyunca nasıl seyrettiğini bilmek gerektiğini savundum.

Bu nedenle, üç sezon hariç, 2002-03 sezonundan bu yana hafta hafta tuttuğum hakem hataları dağılımı bana, tıpkı medyanın tutumunda olduğu gibi hakemlerin tutumunda da üç büyükler arasında bir hiyerarşi olduğunu gösterdi.

Bana göre hakemlerin kulüplere “yaklaşımı” diye bir şey var. Yani hakem kararlarındaki sapmalar, çifte standartlar, tutarsızlıklar bir kulüp için dönem dönem değişebiliyor.

Zira, hakemler aynı, kurallar aynı, kulüpler aynı, oyun aynı ama bakıyorsunuz hakem kararlarındaki tutarsızlıklar dönemden döneme bir kulübün lehine ya da aleyhine radikal değişim gösterebiliyor. Üstelik bu tutarsızlıkları bir iki maçla değil uzun dönemlerle değerlendirdiğiniz için “hakem de insandır” diyerek ya da fizikle kimyayla falan açıklayamıyorsunuz.

O zaman da aklıma hakem hatalarının “insani” ya da “endüstriyel” olduğuna dair bir ayrım geliyor. Futbolun sadece futbola bırakılmayacak kadar parasallaşmış olmasından dolayı futbol endüstrisinin hakem hatalarının dağılımını etkilediğini düşünmeyecek kadar saf değilim.

Diğer taraftan, her hatanın arkasında bir şey aramanın anlamsız olduğunu da kabul ediyorum.

Bu nedenle, kısır taraftar tartışmalarının ötesine geçmek için bana göre “o gol nasıl verilmez, bu penaltı nasıl verilir, ama benzeri de geçen sene lehinize verilmişti” diye ağaçlarla uğraşmak yerine,uzun dönemleri kapsayan gerçek verilerden hareketle “hakemlerin kulüplere olan yaklaşımını” anlamak, ormanın bütününe bakmak ve tutarsızlıkları doğru sorularla ortaya koymak lazım.

Ancak bu şekilde, “size şöyle olmuştu bize böyle olmuştu” kısır döngüsünden çıkabilir ve izlediğimiz şeyin futbola ne kadar yakın ya da uzak olduğunu anlayabiliriz.

Bu sezonun ilk yarısı ve geçen sezon buna müsait olduğundan bu fırsatı kaçırmak istemedim.Daha önceki sezonlara da gönderme yaparak tespit ettiğim, açıklayamadığım ve sıradan hakem hatası değil, sorulması doğru olan tutarsızlıklar şu şekilde.

1. Felipe Melo

Adam ayrı konu başlığı. Bence sistemin üç büyüklere olan hiyerarşik yaklaşımını gösterdiği için Emre Belözoğlu ile birlikte iki sembol isimden birisi.

Melo, Gs’nin oyun planındaki önemi bakımından hep ilk sırada yer almış bir oyuncu oldu. Oynadığı maçlarla oynamadığı maçlar arasında Gs’nin puan kazancı/kaybı bakımından önemli fark var.

Melo’nun Gs’ye geldiği günden bu yana görmesi gerektiği halde görmediği kırmızı kart sayısı bir tarafa, sadece geçen sezonun kendisi bile bu konuda çok önemli referanstır.

Melo geçen sene Gs’nin 17 maçında oynamış, 17 maçında oynamamış. Oynadığı maçlarda Gs 6 puan kaybederken, oynamadığı maçlarda 24 puan kaybetmiş. Şimdi bu istatistiği akılda tutarak Melo’nun geçen sene 6 maçta kırmızı kart görmesi gerekirken görmediğini bir daha değerlendirin.

Bu arada, Türkiye’de oynadığı 114 maçta 4 kırmızı kart gören aynı Melo bu sene gittiği Inter’de oynadığı 12 maçta 2 kırmızı 5 sarı kart görmüş. Melo geçen sezon oynadığı 17 maçta 9 sarı kart görürken, Inter’deki 12 maçında gördüğü sarı kart sayısı 5.

Takdir sizin.

2. Kart standartları

Geçtiğimiz sezon Gs maçlarında toplam 11 kart hatası yapılırken bunlardan sadece 2 tanesi Gs aleyhine idi. Aynı sezon Beşiktaş maçlarındaki kart hatası toplam 21 idi ve bunların 14’ü Beşiktaş’ın aleyhine oldu.

Böylece şampiyon Gs tarihte bir ilke imza atarak (malum tarih yazarlar) şampiyonluğunu ilan ettiği 33. haftaya kadar kırmızı kart görmedi. Gs’li oyuncuların sezon boyunca 8 pozisyonda kırmızı kart görmesi gerekiyordu. Buna karşılık Beşiktaşlı oyuncular 4 defa haksız kırmızı kart gördüler.

Bu sezon ise ilk yarıda lehine ve aleyhine olmak üzere Beşiktaş için 3’er, Gs için 2’şer kart hatası oldu. Gs’li oyuncular görmeleri gereken kırmızı kartı gördüler, Beşiktaşlılar saçma sapan atılmadı. Bunlar ligimiz için sıra dışı örnekler. Nereden nereye.

Kart hatalarında derbi öncesi maçları ve derbi maçlarında da dikkat çekici değişim var.

Geçen sezon Beşiktaşlı Atiba’nın Konya deplasmanında çizgiye bastığı için gördüğü sarı kartın bir benzeri daha büyük takımların başına gelmedi. O kartın önemi, Atiba’nın bir hafta sonraki Gs maçına çıkamamasına yol açan cezayı aldığı kart olması idi.

Gene geçen sene Fb’li Emre Belözoğlu’nun her iki Beşiktaş maçında da bağıra bağıra ettiği küfürlerin duyulmaması (!) ile Beşiktaş’lı Gökhan Töre’nin Kayseri deplasmanında ettiği küfrün uyarı üzerine hakem tarafından kırmızı kartla cezalandırılması da önemli tutarsızlıklardandı. Bu kırmızı kartın önemi de, bu defa Gökhan Töre’nin bir hafta sonraki Fb maçında oynamamasına yol açması idi.

Geçen sezon Beşiktaşlı Veli ile Gs’li Sneijder’in karşılıklı hareketlerinden sonra ceza kesilen Veli olmuş ve kırmızı kart görmüştü.

Özetle, Beşiktaşlı oyuncular derbi öncesinde ya da derbi maçlarında kolay eksiltilirken, Gs ya da Fb’nin oyuncuları bu açıdan daha şanslı idi. Bu aslında neredeyse ligin klasiği haline gelmişti.

Halbuki bu sene ilk yarıda derbiler öncesinde ya da derbilerde Beşiktaşlı oyuncular bu şekilde eksiltilmedi. Üstelik Beşiktaş-Fb maçında Ersan kırmızı kart görmeli idi.

Sadece geçen seneki örnekler değil, zamanında Fernandes’in çıkış tünelinde kart görerek bir hafta sonraki Fb maçında cezalı duruma düşmesi, 2008’de Delgado’nun 4-2 kaybedilen Gs maçındaki atılış şekli gibi örnekler düşünüldüğünde, Ersan’ın kırmızı kartının havai fişek eşliğinde bando ile falan gösterilmesi gerekirdi ama gösterilmedi.

Bu da bana ligimizin ölçülerinde çok sıra dışı geliyor.

3. Penaltılar

Geçtiğimiz sezonun tamamında Fb’ye hata ile verilen penaltı sayısı 6. Bunun 5 tanesi ilk yarıda gerçekleşmiş ve Fb yarıştan kopmamış. Aynı sezon Beşiktaş’ın verilmeyen penaltı sayısı 17 ve bunların 10 tanesi ilk yarıda verilmemiş.

Bazı pozisyonlar o kadar açık ki, penaltının verilmemesinin pozitif bilimlerle izahı yok. Hatta bazısı, Beşiktaş’ın şampiyonluk yolunda kötü oynadığı maçlarda ihtiyacı olan anlarda gerçekleşmiş ama verilmediği için Beşiktaş puan kaybetmiş. Böylece, rakiplerinin yararlandığı kötü oynamasına rağmen üç puanı alma lüksünden yararlanamamış. Örnek, geçen sezon 26. hafta 0-0 biten Başakşehir maçının 62. dakikası.

Bu arada ilginç bir detay da şu… Geçen sene Beşiktaş ilk penaltısını 19. haftada Rize deplasmanında atabildiğinde, o haftaya kadar verilmeyen penaltı sayısı 12 idi. Daha sonra 20. haftada Bursa, 22. hafta Balıkesir, 24. haftada Kayseri Erciyes maçlarında da 3 penaltısı daha verilmiş ve ardından penaltılar gene bıçak gibi kesilerek, lig bitene kadar 5 penaltısı daha verilmemiş. Yani Beşiktaş’ın penaltıları ligin 19-24. haftaları arasındaki 5 haftalık dilimde verilmiş, kalan haftalarda penaltı Beşiktaş’a haram olmuş. İnceleseniz dünyada örneğini bulamazsınız!

Hal böyleyken, bu sene 3-3 biten Beşiktaş-Kasımpaşa maçında çözülmesi oldukça zor olan bir pozisyonda doğru karar verilerek Beşiktaş’a son dakikada penaltı verilmesi de bana göre ligimiz için sıra dışıdır.

Aynı şekilde, bu sezon Gs-Antalyaspor maçında Gs 2-1 öndeyken 82. dakikada gene çözülmesi zor bir pozisyonda doğru bir kararla Antalyaspor’a penaltı verilmesi de ligimizin alıştığımız dinamikleri ile çelişiyor.

4. Geçmişten

Bu arada, sorulması doğru tutarsızlıklara geçmişten de örnekler verebiliriz.

1996-97… Beşiktaş’ın Van deplasmanında frikikten kaleye giden topunu barajdaki oyuncunun havada elle kesmesi nasıl atlandı?

2003-04… Bir maçta beş Beşiktaşlının atıldığını hatırlayın. Peki, o maçtaki kart standartları daha sonra hangi büyük takıma uygulandı?

2004-05… O maçın hakemi, bir sezon sonra yüzüne küfreden Gs’li Ayhan’ı nasıl oldu da atmadı?

2005-06… Fb’nin Konya deplasmanında Fb’li Anelka’nın voleybolcu gibi yükselerek elle attığı smaca rağmen golün verilmesi o kadar hakemin gözünden nasıl kaçtı?

2009-10… Beşiktaş’ın atacağı penaltıdan önce penaltı noktasını eşeleyen Fb’li Bilica, hakemin gözü önündeki bu pozisyondan sonra nasıl oyunda kalabildi?

2012-13… Beşiktaş 3-2 öndeyken Gs’li Burak hakemin gözü önünde kendini dışarıdan ceza sahasına attı da olmayan penaltıyla Beşiktaş’ın iki puanı nasıl buhar oldu?

2013-14… Kasımpaşalı Donk, elindeki topu Almeida’nın önündeki topa fırlatmasına rağmen nasıl oyundan atılmadı? O maçtaki haklılığı bile kabul ettirmek üç hafta falan sürmüştü.

Öyle çözülmesi zor, ağır çekimle ya da piero ile anlaşılabilen pozisyonlar değil. Sana göre bana göresi olmayan, hakemlerin gözü önünde, bazısı dünyada tek örnek olan bu tutarsızlıklara daha da ilave yapabilirsiniz.

Sonuç

Dikkat edilirse,bu sezonun ilk yarısında hakem hataları sadece gol hatalarında net Beşiktaş’ın lehine gerçekleşti.

Penaltı hatalarında Fb’nin, puan kaybına yol açmayan dezavantajı söz konusu iken, kart hatalarında üç kulüp için nispi bir denge söz konusu idi ki bu senelerdir görmediğimiz bir durum oldu.

Beşiktaş’ın desteklendiğine dair oluşan düşüncenin arkasında aslında hakem hatalarının geçmiş yılların tersine daha dengeli dağılması yatıyor ve bu da Beşiktaş’ın desteklendiği algısını yaratıyor. Çünkü hakem parametresinde Gs ve Fb’nin avantajlı olması kanıksanmış.

Halbuki olan şu…

Hakem hataları özellikle kartlarda ve penaltılarda dengeli dağılınca;

Beşiktaş bu sezonun ilk yarısında özellikle derbi öncelerinde ve derbilerde kolay eksiltilmedi, penaltıları verildi, rakipleri ucuz penaltı atamadı ya da genelde görmeleri gereken kartları gördü.

Buna karşılık, Gs ve Fb kendilerini potada tutan ve olmayan son dakika penaltılarını alamadı, görmeleri gereken kartları gördüler, rakiplerinin penaltıları verildi, rakipleri ucuz eksiltilmedi.

Maçların gidişatında hakemlerin faul yorumları, duran top yaratacak kararları, sarı kartları gibi maçın gidişini ince ince etkileyen kararlarında da bir takım lehine ağır basacak tutarsızlıklar olmadı.

Çözülmesi zor, ortada olan pozisyonlarda verilen hatalı kararlar genelde bir takımın aleyhine olmadı. Kırılma anı olabilecek bu tip hatalardan herkes etkilendi.

Özetle, hakem hatalarından herkes nasibini aldı ve Gs ile Fb geleneksel hakem hataları dağılımı desteğinden mahrum kaldı. Bu durum Gs’nin yarıştan kopmasında Melo’nun gidişi kadar etkili oldu. Fb’nin başarısı hakiki oldu. Ayrıca bu sayede 2003 ve 2009’da olduğu gibi Beşiktaş’ın başarılı olma şansı (şimdilik) taze kaldı. Sıralama geçtiğimiz yıllara göre daha fazla oranda futbolun sıralaması oldu.

Şimdi soru şu.

Hakemler aynı, lig aynı, Beşiktaş aynı, sarışınlar aynı, kurallar aynı…

O zaman senelerdir şahit olmadığımız bu nispi adalet neden?

Bir sonraki yazı da bunun üzerine olsun.

Cengiz Gürsel

  • Beğenenler
Cevapla