Bilgisiz fikirliler
14 Mart 2017 güncellendi Futbol
0 14 Mart 2017

Selamlar, sevgiler;

Biliyorum, internette ilgili ilgisiz binlerce fotoğraf, slogan vs dolanıyor ve çoğunu okumak bile zaman kaybı ama geçenlerde gördüğüm bir tanesinin aslında neyle karşı karşıya olduğumuzu anlatması bakımından dikkat çekici olduğunu düşünüyorum.

Fb taraftar grubu tarafından üretilmiş bu “caps”te verilen mesaj şu: Fb’liler Alex’i, Gs’liler Hagi’yi özlerken, gelecekte Beşiktaşlılar da bu Federasyonu ve hakemleri özleyecekmiş.

Bu düşük IQ ürünü internet kirliliğine cevap vermek için çok zeki ve kapasiteli olmaya gerek yok. Koyarsınız bir “Papila”” resmi, yazarsınız altına “Alex bu muydu” diye geçer gider. Marifet zannedip paylaşanlara da gülüp geçmekten başka bir şey yapamazsınız. Sonuçta herkes kendi kapasitesine ve farkındalık düzeyine göre bir şeylerin peşinden gidiyor.

Son günlerde Fb ve Gs taraftarının yakınlaşması ve kol kola hareket etmesi zaten bunlara yeter! Bakın bu “yakınlaşma” Beşiktaş’ın Türk futboluna zaman zaman yaptığı önemli bir hizmet. Hep iddia etmişimdir… Beşiktaş’ın başarılı olduğu dönemler futbolumuzla ilgili gerçeklerin su yüzüne çıktığı çok değerli dönemlerdir.

Bu yakınlaşma ile neyi gösterdi Beşiktaş?

Fb ve Gs arasındaki rekabetin yapay ve zorlama olduğunu. Tv’lerdeki yılışık magazin programlarında ya da Beyaz Futbol türü niteliksiz ötesi spor programlarında yapılan ilk okul seviyesindeki atışmalar kıvamında, kolay tüketilen bir pazarlama ürünü olduğunu ve asla tesadüfi olmadığını.

Bu iki kulüp temsil ettikleri rekabet zihniyeti olarak ruh ikizidir ve birleşip tek kulüp olsalar yeridir. Zira, gerçekte karşılarında olan rekabet anlayışı öne çıktığı anda bir araya gelmekte ve böylece “asla bir araya gelemeyecek olan” dünyanın gerçek sayılı ezeli rekabetlerinden birisi olmadıklarını ortaya koymaktadırlar.

Ancak, konumuz bu değil.

Konumuz, algı yönetiminin bizleri ne hale getirdiği.

Kendinize sorunuz. Algı yönetimi denen çağın sosyolojik aracı, en çok hangi özelliğimizden yararlanarak kendine hayat alanı buluyor?

Benim cevabım şu: Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olma huyumuz. Nereye baksanız “bilgisiz fikirli”lerin yaydığı kirlilikle karşılaşıyorsunuz.

Tarih, içinde insan olan her olguda hayati öneme sahip olduğu gibi futbolda da iyi niyetle kötü niyeti iyot gibi ortaya çıkartan çok önemli bir kaynak.

Algı yönetimi ile dikkatleri istediğinden kaçırıp istediğine yönlendiren kafanın bir numaralı panzehiri tarihtir. Çünkü tarih fazla söze mahal bırakmaksızın tutarsızlıkları ve iki yüzlülükleri ortaya koyar. Karşınızdaki “bilgisiz fikirli” kıvırmaya, konu değiştirmeye, saldırmaya, hakarete başladıysa bilin ki iki yüzlülüğünü görmüş, can çekişiyordur.

İşte algı yönetimi de insanımızın bu tarih tembelliğinden yararlanır. Çünkü insanımız kolaycıdır. Okumaz, hatırlamaz, kıyaslamaz, bilmez ve her bilmeyen gibi inanmak istediğini söyleyene meyleder.

O zaman da kendini yukarıdaki deli saçması “caps”lerin peşinden gidecek kadar gülünç duruma düşürür.

O yüzden algı yönetiminin arkasındaki kafa tarihten çekinir. O kafanın her dediğinin peşinden giden “bilgisiz fikirli” de tarihten haz etmez. Çünkü “bilen” ile karşılaştığında kıvıracak yer arayacaktır.

Bunları bir tane zeka yoksunu “caps” üzerine değil, o “caps”i gerçek zanneden milyonlarcasının ülke futbolunu ne şekle soktuğuna dikkat çekmek için söylüyorum.

Eğer futbolda adalet konusuna kafa yoracak ve bu konuda samimi olacaksak (samimiyetin altını çiziyorum) bize düşen, algı yönetiminin işaret ettiği yön ile gerçek durum arasındaki farkı (işimize gelmese de) sabırla göstermek olmalı.

Bu seneki durumun gerçekte ne olduğunu ve tarihe bakarak nasıl yorumlanması gerektiğini başka yazılarda tartışırız.

Şimdi size başka bir örnek vermek istiyorum.

Örneği, bir tartışma başlatmak için vermiyorum. Ayrıca, aralarındaki zaman farkının ve olabilecek diğer objektif yorumların hepsinin de farkındayım. Zaten amacım “bakın Beşiktaş haklı” mesajı vermek falan değil. Burada söz konusu olan renkler değil.

Amacım “algı yönetiminin” peşinden giden prototipi nasıl gördüğümü aktarmak, o kadar. Bu prototipin rengi, takımı, zamanı, yaşı, sosyal sınıfı yok. Bu hepimiziz çünkü.

Tarih: 17.04.2005… Fenerbahçe-Beşiktaş maçının 80. dakikasında Beşiktaş 3-2 öndeyken Fb’li Tuncay ile Beşiktaş kalecisi Cordoba’nın Beşiktaş ceza sahasındaki mücadelesinde hakem penaltı kararı veriyor ve Fb maçı 3-3’e getiriyor. O pozisyona itiraz eden Cordoba oyundan atılıyor. Pozisyon penaltı değil çünkü Cordoba topa dokunuyor. Beşiktaş maçı kalecisiz ama 4-3 galip bitiriyor.

Tarih: 10 Mart 2017… Yaklaşık 12 sene geçmiş. Fenerbahçe bu defa Alanyaspor deplasmanında. Maçın 10. dakikasında Alanyaspor 1-0 önde iken Alanyasporlu Fernandes ile Fb kalecisi Fabiano arasındaki mücadelede Alanyaspor penaltı bekliyor, hakem devam diyor. Karar doğru, çünkü Fabiano topa dokunuyor. Maçı Fb 3-2 kazanıyor.

İki pozisyon, ceza sahasındaki yere kadar neredeyse aynı. Hatta bu kadar maç izledim, birbirinin bu kadar benzeri iki pozisyon daha hatırlamıyorum. İkisinde de kalecinin topa teması söz konusu ve bu yüzden penaltı yok. Bu nedenle, hakemin kararı 2005’te yanlış, 2017’de doğru.

Bu bir “adalet” tartışması değil. Ayrıca, karar vermesi zor pozisyonlar olduğundan bu tutarsızlık altında kötü niyet de aramıyorum.

Sadece şunu düşündürmek isterim… 2005 yılındaki hatalı kararla gelen gole sevinen, arkasındaki hakem hatasını göz ardı eden, bunu “penaltıydı” diye savunan tiple, aynı pozisyonda roller değişince “zaten kaleci topa dokunmuş, bu penaltı değil ki neyi konuşuyoruz” diyen tip aynı adam!

Şimdi lütfen bu örneği her yıl tekrarlanan yüzlercesi ile çarpın. Ve işine nasıl gelirse öyle görüp, algı yönetiminin peşinden giden vicdanı, mukayese yeteneği körleşmiş milyonlarca taraftar düşünün. Futbolu bunların penceresinden görmeye zorlanan koca bir toplum, adaletin, hakkın, hukukun bunların deli zırvası “caps”leri üzerinden şekillenerek ayaklar altına alındığı bir sosyal medya düşünün.

Etrafınızdaki tartışmalarda, söylenenlerden hakaretleri, küçümseyici sözleri, sıkışınca yapılan konu değiştirmeleri, saptırmaları, IQ yoksunu sloganları çıkartın ve geriye kalana bakın, ne dediğimi anlayacaksınız. Çünkü geri kalan koca bir HİÇ.

Zamanında söylenenlere kulağını tıkamış, söyleyenleri “hasta” olmakla suçlamış, Melo’nun atılmadığı bin pozisyonu gülerek geçmiş ama bugün Quaresma’nın atılmadığı bir pozisyona takılıp adalet arayan adamı oynayanların kıvıracak yer ararken sergilediği koca bir HİÇLİK!

Bu “bilgisiz fikirli”yi iyi tanıyın. Çünkü ülkenin dramı onlar.

Hakikaten gerçek durumu ortaya çıkarmayı amaçlayan sporsverler olarak biraz samimi ve tutarlı olalım.

Futbolun buna ihtiyacı var.

Gerçeği anlamak için, onu saptırmaya çalışan ve ortalıkta bağırmaktan başka iş yapmayan yöneticilerin ve medyanın algı yönetimine kapılmak yerine bir cerrahın operasyonunu yaparkenki titizliğinde yukarıdaki örneği önemseyen kıyaslamalar yapalım.

Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmayalım.

Bu sporun “cerrah” titizliğinde ve samimiyetinde izleyiciye ihtiyacı var, işine gelenin peşinden giden sürülere değil.

Zira, “kırık çıkıkçıların” elinde kala kala futbolun sağı solu iyice yamuldu, ayağa kalkamaz hale geldi.

“Bilgisiz fikirliler”e önemle duyurulur!

Cengiz Gürsel

  • Beğenenler
Cevapla