Biliç gitti, önümüz açık!
12 Temmuz 2015 güncellendi Futbol
3 4 Haziran 2015

Selamlar, sevgiler;

Yoğun Biliç tartışmalarına yönelik görüşümü özetle söyleyerek başlayayım.

Biliç’in, Mustafa Pektemek takıntısı başta olmak üzere, oyuncu değişikliği dakikaları ve tercihlerinden dolayı son dört haftada sonuç vermeyen hamlelerini durmadan tekrarlamasına yönelik eleştirilere katılıyorum.

Bu dört maçın şampiyonluğun kaçmasında rol oynadığına da katılıyorum.

Bazı kritik maçlarda yanlış zamanda yanlış hamleler yaptığına yönelik eleştirilere de katılıyorum. Derbi ürkekliği de üzerinde durulması gereken bir konu idi.

Ancak, Biliç sezon boyunca “Beşiktaş’ın teknik adamı” olmasından kaynaklanan sıkıntılar yaşadı. İç sahası yoktu. Transfer bütçesi sınırlı idi. Medyada üvey evlattı. Bu fırtınalara rağmen takımı Avrupa’da da Türkiye’de de rotasında tuttu. Bu da gene onun kurduğu takımın hızlı futbolu ülke ortalamasının üstünde oynayabilmesinden kaynaklandı ve bu takımı idare eden de Biliç’ten başkası değildi. Hakemler sadece ilk yarıda 9 penaltının önüne geçerek bu ortalamanın üzerindeki futbolun puan karşılığını bulamamasına yol açtılar, düşünün!

Kimse saf değil. İsveç Norveç Ligi’ni izlemiyoruz burada. O nedenle, Beşiktaş’ın üçüncülüğünü bu kadar teknik detayda aramak bana mantıklı gelmiyor.

“E Beşiktaş da o kadar gol kaçırmasaydı!…” “E Beşiktaş da böyle önemli bir maçta nasıl bu kadar kötü oynar?” “E Biliç de kalkıp Tolgay’ı neden çıkarttı, Pektemek nereden çıktı?” “Derbilerdeki bu ürkeklik nedir?”

Algı tuzağına kolay düşüyoruz. Koca camiayı ters dönmüş kaplumbağaya çevirdiler.

Biliç hatalar yaptı ama rakiplerin hocaları harika mıydı? Beşiktaş kritik maçlarda gol kaçırma rekoru kırdı da rakiplerin her vurduğu gol mü oluyordu? Beşiktaş kötü oynamıştı da Gs ve Fb her maç istim üstünde miydi?

Sakın artık kimse ligin bir yerlerinde “Gs (ya da Fb) bu oyunla bir yere gidemez. Bunlar bir yerde patlar” diyerek ligi yorumlamasın. Ne olursa olsun bu ikisi patlamıyor, patlatılmıyor, patlayan nedense hep Beşiktaş oluyor! Bu ligin yirmi sezondur ya Ali Hoca’ya ya Hoca Ali’ye çıkmasını, Beşiktaş ile benzer handikaplar yaşamalarına rağmen sarıların dönüşümlü olarak şampiyon olmasını sadece Biliç’in, Tigana’nın, Del Bosque’nin, Ertuğrul Sağlam’ın ve nicelerinin yanlış tercihleri ya da Mustafa Pektemek, Nobre, Almeida, Holosko ve daha niceleri ile açıklamaya çalışmak artık beni güldürüyor.

Bu yüzden “şu futbol ne enteresan oyun, önüne gelenden 4 yiyen Gs geldi şampiyon oldu bak” illüzyonuna bir kalemde “he valla” diyemem.

Beşiktaş bu sene şampiyon olabilirdi, hatta olmalıydı, olacak futbolu da oynadı. Ancak, Beşiktaş kötü yönetilen ve kötü oynayan Gs ile gene kötü yönetilen ve ağır oynayan Fb’ye geçildi ise bunun arkasında teknik detaylar kadar Biliç’in takımının iyi oynadığı dönemde arayı açmasına ve puan kredisi kazanmasına imkân vermeyen hakem hataları da var.

İlk yarıda tam 9 penaltısı verilmeyen takımın bir anda 4 haftalık bir zaman diliminde 4 penaltısının verilmesi ve daha sonra ligin sonuna kadar penaltılarının yeniden verilmemesi ve sezon sonunda verilmeyen penaltı sayısının 17’yi bulması normal mi?

Sarıların oyuncuları sahada hakemin gözünün önünde “fuck off” diye beste yaparken, kırmızı kart görmesi gereken kamyonla pozisyonda görmezden gelinirken, formasını çıkarıp oyunu kestiği halde sahadan atılmazken, penaltı vuruşlarında patır patır çizgiye basarken sadece Beşiktaşlıların küfürlerinin, çizgiye basmalarının cezalandırılmış olmasını “hakem de bu oyunun bir parçası, hatası olacak tabii” diye açıklamak gülünç değil mi?

Gs’li oyuncular tam 8 pozisyonda kırmızı kart görmeleri gerekirken görmemişler ve bunların 6’sı Melo… Ve biz “hakem hataları da oyunun bir parçası” deyip geçeceğiz demek.

Sezonlar boyunca hakem hataları dağılımının iki takımın lehinde, birinin aleyhinde gerçekleşmesi ile son 20 sezonun 17’sinin sarılar arasında paylaşılması arasında ilişki kurmadan bu yapısal çarpıklığı sadece teknik detaylarla açıklamaya gayret edeceğiz öyle mi?

Hepsinin hocası hata yapabilir, hepsi kötü oynayabilir, hepsinin golcüleri saç baş yoldurabilir, hepsi kötü yönetilebilir ama hakem hataları dağılımı eşitler arasındaki rekabete etki ettiği için sarılar yoldan çıkmaz, yolun bir yerlerinde patlayan Beşiktaş olur.

Sonra da “vay nasıl oldu da sezonun en iyi topunu oynayan Beşiktaş üçüncü oldu da önüne gelenden 3-4 yiyen Gs şampiyon oldu!”

İşte tam da bu nedenle bana göre Türkiye’de futbol bir illüzyondur… Hokus pokus… Ne gösterilirse öyle kabul edin, alkışlayın, düzen devam etsin, bir perde sonraki oyun planlansın!

Bu yüzden havuz sisteminin ortaya çıktığı ve bu oyunun artık iyice parasallaştığı 20 yıl öncesinden bugüne 20 şampiyonun 17’sinin sarışınlar olmasını illüzyonisti alkışlayan seyirciler gibi karşılayamıyorum.

Bunun temelinde de az sonra detaylarına gireceğim hakem hataları dağılımı yatıyor.

Cengiz Gürsel

  • Beğenenler
Cevapla
0 4 Haziran 2015

Eline sağlık ve az bile yazmışsın pek değerli Cengiz Abim.

Futbolumuzun neden sarı sarı çiçekler açtığını, adaletsiz kartlar ve çoğunlukla verilmeyen penaltılarımız üzerinden değerlendirmişsin.

Bunun yanında neler oldu neler. Ezberden yazıyorum:

*Ünal Aysal sezon başı Melo kendini geliştiren harika bir insan dedi, ardından Fenerbahçe’yi işaret ederek zorbalık kabadayılık normalleştirmeye çalışılıyor diyerek zaten direk tüm ligin rengini ortaya koydu.

*3 ay aralıksız Töre’nin çektiği silahı konuştuk.

*İlk hafta Mersin’in 100 milyon Liralık tarlasında oynadık ve bir daha o statta kimse top oynamadı.

*Mesela Galatasaray bir türlü sponsor bulamıyorken beyfendilere THY patadanak sponsor oluverdi.

*Fenerbahçe derbisine FIFA kokartı sökülmüş Bülent Yıldırım verildi ve maçın içine etti.

*Veya bizim lehimize ilk hatayı yapan Deniz Çoban 1.5 ay maç alamadı.

*Saray ziyareti yapıp malum şahısla kare kare fotoğraflar çekildiler.

*Tottenham deplasmanından gelip Balıkesir deplasmanına 2 günlük arayla maça çıktık.

*Başakşehir’i 2-1 yendiğimiz maçta, Başakşehir 26 faul 4 sarı kart, Beşiktaş 11 faul 5 sarı 2 kırmızı kart gördü!

Ve dediğin gibi. Bu takım 2 kere 3 maç üst üste kırmızı gördü, toplamda 10 kırmızı gördü, 19 penaltısı verilmedi ve ve ve….

Bilic gitmeli!

Bu tuzağa düşen Beşiktaş taraftarı saf bir Beşiktaş taraftarıdır.

  • Beğenenler
Cevapla
İptal
0 5 Haziran 2015

Cengiz Bey bütün bir sezonu, yılı, son 3 yılı, son 10 yılı, hatta lig tarihini çok güzel özetlemişsiniz. Bu durum yıllardır aynı malesef.

Hadi bu tuzağa düşen Beşiktaş taraftarı saf da, yöneten insanlar nasıl bu kadar öngörüsüz anlamak mümkün değil. “Şampiyon olsaydık %99 Bilic kalırdı” derken demeçte, bu şampiyon yapamayan teknik direktör kovulur kardeşim anlamına mı geliyor?

Yıllar sonra takımın bir sistemi, tarzı olacak, istikrar gelecek derken, yönetim üstüne düşeni yaptı ve çare olarak Bilic’ i gönderdi. Beşiktaş’ a yakışan şekilde ayrıldık vs. gibi durumlar sözde şık duruyor ama bu ayrılık zaten başlı başına Beşiktaş’ a yakışmadı.

Bunun yanında gerçekten yönetimsel sorunlar olan, maç takvimi, sistematik hakem hataları ve eşitsizlikler, yabancı sınırlaması gibi konularda sezon başından bu yana ne yapılmış aynaya bir bakmak gerekiyor.

Fikret Orman Kadıköy’ deki Fenerbahçe maçı için Emenike’ nin yaptıkları, Kuyt’ ın sakatlığı,  ve rakibin saha içinde yaşadığı karışıklığa değinerek böyle bir maçın kaybedilmesini hazmedemediğini söylemiş.  Peki Emenike’ nin  oyunda kalması, Emre’ nin iki maçta da Bilic’ e aleni şekilde  küfür etmesine rağmen cezalandırılmaması karşısında çıkıp ne söylendi?

Haksızlıklara rağmen kazandığımız maçlardan sonra , “evet kazandık ama yapılanları görüyoruz” diyen oldu mu?

İstanbul stadyum doluyken, tıklım tıklımken bile bir şeye benzemeyen Olimpiyat stadına bir çare bulundu mu?

Bilic gitti. Her şey düzelir artık.

  • Beğenenler
Cevapla
İptal
0 12 Temmuz 2015

west ham lafını sezon başından beri ezberledik….Biliç gitti mi gönderildi mi…?….öte yandan biliç’in son 4 maçtaki durumu acaba bu gidişi mantıklı hale getirmek için miydi ? gibi sorular beynimi tırmalıyor…

  • Beğenenler
Cevapla
İptal