Polyanna olsa depresyona girer
25 Nisan 2016 güncellendi Futbol
6 24 Nisan 2016

Selamlar, sevgiler;

Akhisar-Beşiktaş maçını bir romana benzetirsek ana fikir Beşiktaş savunması, başrol karakteri Delgado, yardımcı karakterler Tolga ve İsmail olurdu.

Bu maçta orta saha ve hücum hattının konuşulması zaman kaybıdır. Adet yerini bulsun isterseniz, Oğuzhan ve Sosa tutuk olmalarına rağmen maçı çevirebilirlerdi, Atiba bildiğiniz gibiydi, Quaresma’nın dönüşü etkili olmadı der kapatırız.

Asıl hikaye, tam 44 dakika boyunca bir etkili atağı bile bulunmayan rakibe kalan 46 dakikada 3 gol atma başarısını gösterten savunmada. Hani ölüyü diriltir derler ya, o cinsten… İbretlikler sürüsü!

Madde madde gidelim.

1. Yediğimiz ilk gol öncesi İsmail’in sırtı kaleye dönük, açısı dar rakibini gereksizce faulle durdurması ile kader ağlarını örmeye başladı. İsmail bu, şaşırmadık!

2. O faulle gelen top ceza sahası içinde ve etrafında 20 saniye kadar serseri bir şekilde dolaştı. Bir Allah’ın kulunun uzaklaştıramadığı top adeta dile geldi ve korsan filmlerindeki “lanet” gibi “gol olacağım” diye bağırdı. Bir kişi tepemedi o mereti 40 metre öteye!

3. İşte o anda başrol oyuncumuz Delgado sahneye çıktı. Topa yükselişe bakar mısınız lütfen!… Hani iki elini de kaldırıyor ki birisi kaçsa diğer yapsın penaltıyı!

4. Yediğimiz ikinci gol öncesi bu defa Oğuzhan ceza sahası önünde top yumuşatma sevdasıyla topu rakibine kaptırıyor. Her iş bitti oralar kaldı!

5. Ve o top kale sahasındaki Rodallega’nın önüne gelirken üç Beşiktaşlı, özellikle de elini kaldırmaktan başka bir şey yapmayan Delgado armut gibi kalıyor. Adam iki adım geriden çıkıp üçünü de uyutuyor. Bizimkiler hala ofsayt mı değil mi onu düşünüyor!

6. Bitmedi… Biter mi!… Üçüncü golde İsmail Bey yine sahne alıyor ve orta sahada sekmesine müsaade ettiği top gene Rodallega’nın önündeyken Delgado muhteşem bir ön sezi ile jilet gibi taca atması gereken topu bırakıp rakibe baskıya başlıyor. Tolga geri kalır mı?… Bu filmde ben de varım diyerek en iyi yaptığı işi yani boşa çıkma hamlesini yapıp Kolombiyalıyı topla baş başa bırakıyor. Kaçtır yapmadıydı, hatırımız kalırdı valla!

7. Tam bizler korku filmi nerede bitecek derken heyecanımıza heyecan katan üçlüden bu defa Tolga sağ ayağı ile rakibi Soner’in asıl ayağı olan soluna cuk bir pas (!) atıyor. İstese yapamaz!… Soner 54 metreden gelişine çok güzel vuruyor ama Allah acıyor artık Beşiktaşlıya da top direkten dönüyor.

Yediğimiz üç golün ortak özelliği, gol öncesindeki ilk hamlede gerekeni yapamamak ve gole davetiye çıkarmak.
Ve haberlere bakılırsa yönetim bu üç muhteşem oyuncudan ikisi ile hafta içi sözleşme yeniledi!

Bakınız, ilk yarıda rahat maçlar izlememizin en önemli nedeni savunmadaki Rhodolfo-Ersan ikilisinin uyumu idi. Daha da detaya inersek Rhodolfo idi. Çünkü Rhodolfo Ersan’ı hakikaten oynatıyordu. Rhodolfo gerçek bir savunma oyuncusu.

Ersan’ın satılması sorun değil. Para sıcak. Marcelo onun yerini doldururdu ama Rhodolfo’nun yeri dolmuyor işte!… Bence bu kaleci, bu beklere rağmen sadece Rhodolfo sakatlanmasa haftaya turu atardık.

Beşiktaş’ın ikinci yarıda puan kaybettiği maçları hatırlayın.

Kasımpaşa maçında Marcelo’nun orta sahada oyun kurma sevdası durumu 1-2’ye getirdi. Takımın plan, denge, ayar nesi varsa bozuldu ve altından kalkamadık.

Fb maçında durum 0-1 iken Delgado’nun çizgide saçmaladığı top Fb’nin ikinci golüne gitti. Bugün puan eşitliğinde Fb öndeyse o gol sayesinde.

Ve dün gece… Detaylar yukarıda.

Stoperde fena patladık. Bu kadar para harcadık ve geldiğimiz nokta korkunç. Madem durum bu, Sivok kalsaydı bari. İnanın ikinci yarıdaki maçlarda ve dün gece yediğimiz gollerde birçok pozisyonu Sivok süpürürdü.

Beşiktaş böylece bir beraberlik kurşununu kullandı. Şenol Güneş, önündeki dört maçta şampiyonluk için savunmaya bir şey düşünmek zorunda. Çünkü bu şaşkınlık, bu beceri düzeyi ile 4 tane atsak en az dört tane yiyecek gibi duruyoruz. Takımın üstü Vakko, altında don yok!

Kayseri, Gs, Osmanlı, Konya…

Bu dört rakip de savunma görünümlü kağıttan kaleyi delebilir. Dördü de formda. Gs bile toparladı. Düşme hattından yeni sıyıran Kayseri’nin yediği gol Beşiktaş’tan az!

Aklıma gelen ilk alternatif stoperleri Marcelo-Necip yapmak.

İkinci alternatif biraz daha uçuk. Marcelo’nun yanına Atiba’yı çekip orta sahada Tolgay-Oğuzhan yapmak… Ancak, o zaman da takımın 40 maçlık ayarları ile fazla oynanmış olur sanki.

Beşiktaş bir süredir oyunu kurmaya ilk Atiba’dan başlıyor. Ancak, Atiba’nın arkasında dört Atiba daha lazım. O yüzden Marcelo-Atiba alternatifi, Tolgay’ın 90 dakika oynayabileceği varsayımı ile mümkün olabilir mi acaba?

Sol bekte de İsmail yerine Tosic’i düşünmek lazım gibi. Bu cümleyi kurduğuma inanamıyorum!

Asıl, Şenol Güneş’in kalede Tolga ısrarı, solda ise Motta’yı gözden çıkarmasına inanamıyorum. Kendi emeğini kendisi heba etti resmen.

Aslında Beşiktaş havaya girmişti. Tam senelerin ölü toprağını ve üçüncülük psikolojisini aşmıştı ki dün geceki goller geldi. Şimdi hormonlu sarışının propaganda makinesi haline gelmiş olan medya iyice artıracak baskıyı!

Sorun üç gol yemekte değil, golleri bu şekilde yemekte. Şampiyon olacağım diyen takımın yemeyeceği acemilikte halı saha golleri yiyoruz. Birinci sınıf bir hedefe dördüncü sınıf bir savunmayla gitmeye çalışıyoruz. Takım saatte 120 km hızla gideceği hedefe gitmek için 200’e çıkmak zorunda kalınca da motor yanmaya başlıyor. Rakipler ve medya hesabını bunun üzerine kuruyor.

Psikolojik dezavantajın temelindeki musibet bu!

Yoksa normal şartlar altında böyle hücum eden, geleneksel hakem dezavantajını bir seneliğine askıya almış bir takım için dört maç kala üç puan fark önemli avantajdır ama bu savunma Pollyanna’yı bile depresyona sokar!

Artık dönüşü olmayan yola girdik.

Şenol Güneş önce kendisi sakin olmalı ki takım ayağındaki şeyin sağlık topu değil futbol topu olduğunu yeniden hatırlasın.

Ya 12 puanın 10’unu alır şampiyon oluruz…

Ya da bu şampiyonluk hormonlu sarışına giderse dün geceki muhteşem üçlünün heykelini Kadıköy’e dikerler.

Cengiz Gürsel

  • Beğenenler
Cevapla
0 24 Nisan 2016

Bu hafta eğer kayseri maçını kazasız belasız atlatırsak , moral olarak biraz toparlar ve ayağa kalkarız abi.

Osmanlı çok diri takım. Gs den bile daha diri ve istekli. Osmanlı / Konya oluşu düşündürüyor beni.

Mario kart sınırında. Ne yapıp edip onu da uyarmak lazım. Sanırım artık onun üstüne oynayacaklar.

  • Beğenenler
Cevapla
İptal
0 25 Nisan 2016

Başlık harika, yani öyle böyle değil.
Yazıyı okumaya gerek yok, okuduk tabi, kaçmaz.

Bende Serdar ile aynı şeyi düşünüyorum ki zaten az önce o düşüncemi yazı olarak foruma astım.
Beşiktaş’ın şu an tek bir gerçeği var o da Kayserispor maçını kazanmak.

Fenerbahçe puan kaybeder mi, Başakşehir çelme takar mı, Osmanlı’dan çıkar mıyız…
Hepsi fasa fiso hepsi hikaye.

Kayserispor’u yenip kendini Galatasaray maçına lider olarak atacaksın.
Oradan alınacak galibiyet ile içeride Osmanlı falan dinlemeyiz.
Önce Kayserispor.

  • Beğenenler
Cevapla
İptal
0 25 Nisan 2016

Karayilan Hikayesi (Antep Destani)

Atesi ve ihaneti gorduk
ve yanan gozlerimizle durduk
bu dunyanin uzerinde.
Istanbul 918 Tesrinlerinde,
Izmir 919 Mayisinda
ve Manisa, Menemen, Aydin, Akhisar;
Mayis ortalarindan
Haziran ortalarina kadar
yani tutun kirma mevsimi,
yani, arpalar bicilip
bugdaya baslanirken
yuvarlandilar.

Adana,
Antep,
Urfa,
Maras:
dusmus dovusuyordu…

Atesi ve ihaneti gorduk,
Ve kanli bankerler pazarinda
Memleketi Alman’a satanlar,
Yan gelip olulerin uzerinde yatanlar
dustuler can kaygusuna
ve kurtarmak icin baslarini halkin gazabindan
karanliga karisarak basip gittiler.
Yaraliydi, yorgundu, fakirdi millet,
en azili duvellerle dovusuyordu fakat,
dovusuyordu, kole olmamak icin iki kat,
iki kat soyulmamak icin.

Atesi ve ihaneti gorduk,
Murat nehri, Canik daglari ve Firat,
Yesilirmak, Kizilirmak,
Gultepe, Tilbesar ovasi,
gordu uzun disli Ingiliz’i.
Ve Aksu’yla Kopsu,
Karagol’le Sogut golu
ve gumus basamakli turbesinde yatan
buyuk, asik olu,
sapkasi horoz tuylu Italyan’i gordu.
Ve Cukurova,
kiyasiya duzluk,
ucurumlar, yamaclar, daglar kiyasiya
ve Seyhan ve Ceyhan
ve kara gozlu Yuruk kizi,
gordu mavi uniformali Fransiz’i.
Ve devam ettik atesi ve ihaneti gormekte.
Esraf ve ayan ve mutehayyizanin cogu
ve agalar:
Bagdasar agadan
Kellesi Buyuk Mehmet Agaya kadar,
dusmanla birlik oldular.
Ve inekleri, koyunlari, kecileri surup, goturup,
gelinlerin irzina gecip,
cocuklari oldurup
ve istiklali yakip yiktikca dusman,
daga cikti mavzerini, nacagini, ciftesini kapan
ve cig gibi cogaldi ceteler
ve koylulerden pasalar goruldu,
kara donlu koylulerden.
Ve bizim tarafa gecenler oldu
Tunuslu ve Hindli kolelerden.
Ve Turkistanli Haci Ahmet,
Kisik gozleri,
seyrek sakali,
hafif makineli tufegiyle
daglarda bir basina dolasti.
Ve sabahleyin ve ogle sicaginda ve aksam ustu
Ve ayisiginda ve yildiz alacasinda geceleyin,
ne zaman sikissa bizimkiler,
peyda oluverdi, yerden biter gibi o
ve ates etti
ve dusmani dagitti
ve kayboldu daglarda yine.

Atesi ve ihaneti gorduk,
Dayandik,
dayandik her yanda,
dayandik Izmir’de Aydin’da,
Adana’da dayandik,
dayandik Urfa’da, Maras’ta, Antep’te.

Antep’liler silahsor olur,
ucan turnayi gozunden
kacan tavsani art ayagindan vururlar
ve Arap kisraginin ustunde
taze yesil selvi gibi ince uzun dururlar.
Antep sicak,
Antep cetin yerdir.

Antep’liler silahsor olur,
Antep’liler yigit kisilerdir.
Karayilan
Karayilan olmazdan once
Antep koyluklerinde irgatti,
Belki rahatsizdi, belki rahatti,
bunu dusunmeye vakit birakmiyordular,
yasiyordu bir tarla sicani gibi
ve korkakti bir tarla sicani kadar.
Yigitlik atla, silahla olur,
Onun ati, silahi, topragi yoktu.
Boynu yine boyle cop gibi ince
Ve boyle kocaman kafaliydi
Karayilan
Karayilan olmazdan once.
Dusman Antep’e girince
Antepliler onu
Korkusunu saklayan
Bir fistik agacindan
alip indirdiler.
Altina bir at cekip
eline bir mavzer
verdiler.
Antep cetin yerdir.
Kirmizi kayalarda
Yesil kertenkeleler.
Sicak bulutlar dolasir havada
Ileri geri.

Dusman tutmustu tepeleri,
dusmanin topu vardi.
Antepliler duz ovada
Sikismislardi
Dusman sarapnel dokuyordu,
topragi kokunden sokuyordu.
Dusman tutmustu tepeleri.
Akan: Antep’in kaniydi.
Duz ovada bir gul fidaniydi
Karayilan’in
Karayilan olmazdan onceki siperi..
Bu fidan oyle kucuk,
Korkusu ve kafasi oyle buyuktu ki onun,
namluya tek fisek surmeden
yatiyordu yuzukoyun.

Antep sicak,
Antep cetin yerdir.
Antep’liler silahsor olur.
Antepliler yigit kisilerdir.
Fakat dusmanin topu vardi.
Ve ne care, kader
duz ovayi Antepliler
dusmana birakacaklardi.
“Karayilan” olmazdan once
umrunda degildi Karayilan’in
kiyamete dek dusmana verseler Antep’i
Cunku onu dusunmege alistirmadilar.
Yasadi toprakta bir tarla sicani gibi,
korkakti da bir tarla sicani kadar.
Siperi bir gul fidaniydi onun,
gul fidani dibinde yatiyordu ki yuzu koyun
ak bir tasin ardindan
kara bir yilan
cikardi kafasini.

Derisi isil isil,
gozleri atesten al,
dili cataldi.
Birden bir kursun gelip
kafasini aldi.
Hayvan devrildi kaldi.

Karayilan
Karayilan olmazdan once
kara yilanin encamini gorunce
haykirdi avaz avaz
omrunun ilk dusuncesini:
“Ibret al deli gonlum,
demir sandikta saklansan bulur seni,
ak tas ardinda kara yilani bulan olum.”

Ve bir tarla sicani gibi yasayip
Bir tarla sicani kadar korkak olan,
firlayip atlayinca ileri
bir dehset aldi Anteplileri,
segirttiler pesince,
Dusmani tepelerde yediler.
Ve bir tarla sicani gibi yasayip
Bir tarla sicani kadar korkak olana:
KARAYILAN dediler.

“Karayilan der ki: Harbe oturak,
Kilis yollarindan kelle getirek,
nerde dusman varsa orda bitirek,
vurun ha yigitler namus gunudur…”
Ve biz bunu boylece duyduk
ve cetesinin basinda yillarca nami yuruyen
Karayilan’i
ve Anteplileri
ve Antep’i
aynen duyup isittigimiz gibi
destanimizin birinci babina koyduk.

  • Beğenenler
Cevapla
İptal
0 25 Nisan 2016

Burası tam da bizi anlatıyor. Korkunun ecele faydası yok. Çıkacaksın, oynayacaksın, yeneceksin. Bukadar.

“Karayilan” olmazdan once
umrunda degildi Karayilan’in
kiyamete dek dusmana verseler Antep’i
Cunku onu dusunmege alistirmadilar.
Yasadi toprakta bir tarla sicani gibi,
korkakti da bir tarla sicani kadar.
Siperi bir gul fidaniydi onun,
gul fidani dibinde yatiyordu ki yuzu koyun
ak bir tasin ardindan
kara bir yilan
cikardi kafasini.

Derisi isil isil,
gozleri atesten al,
dili cataldi.
Birden bir kursun gelip
kafasini aldi.
Hayvan devrildi kaldi.

Karayilan
Karayilan olmazdan once
kara yilanin encamini gorunce
haykirdi avaz avaz
omrunun ilk dusuncesini:
“Ibret al deli gonlum,
demir sandikta saklansan bulur seni,
ak tas ardinda kara yilani bulan olum.”

Ve bir tarla sicani gibi yasayip
Bir tarla sicani kadar korkak olan,
firlayip atlayinca ileri
bir dehset aldi Anteplileri,
segirttiler pesince,
Dusmani tepelerde yediler.
Ve bir tarla sicani gibi yasayip
Bir tarla sicani kadar korkak olana:
KARAYILAN dediler.

  • Beğenenler
Cevapla
İptal
0 25 Nisan 2016

Değerli dostlar;

Tamamına katılıyorum. Anahtar kelime “unutmak”!… Üç önemli şeyin olması lazım. En önemlisini en son söyleyeyim.

Bir, daha sonra oynayacağımız maç(lar)ı unutup maç maç bakmaya devam etmek lazım.

İki, Fb’nin maçını ve bir beraberlik kredisini de unutup tıpkı destanda yazdığı gibi gün bu gündür diyerek sadece kazanmaya odaklanmak lazım.

Ve üç, en önemlisi bunların olması için kamuoyunda oluşan genel “şemsiye tersine döndü” beklentisini unutup başka bir psikolojiye geçmek lazım.

İlk ikisi zaten akla ilk gelenler. Beşiktaş’ın asıl sıkıntısı üçüncü “unutma”da yatıyor.

Einstein’ın sözü Beşiktaş’ın bugünkü durumuna uyuyor: “Karşılaştığınız sorunları, o sorunları yarattığınız düşünce düzleminde çözemezsiniz.”

Bildiğiniz gibi bu sözde paradigmanın (zihin haritası) değişmesi gereği vurgulanır. Bu dört maç için zihin haritasının ve soruna yaklaşımın değişmesi lazım. Şenol Güneş hiç ona buna bakmadan ne yapıp edecek, dışarıdan kendisini ve takımını “kaybedeceksiniz” dalgalarına kapatacak.

Elde ne olduğuna bakalım. Riskler ve avantajlar şöyle.

Değiştiremeyeceğimiz ve veri olarak alacağımız risk savunma. Veri almaktan kastım bir şey yapmamak değil. Elbette buraya eldekilerle çözüm düşünmek gerekiyor. Zira, rakiplerin iştahını bu bölgenin kabarttığını unutmamak lazım. Artık Marcelo-Tosic, Marcelo-Necip, Marcelo-Atiba mı olur bilemem ama orada bir operasyon gerekiyor. Buna göre belki orta sahada savunmaya yardımcı bir ekstra düşünmek de söz konusu olabilir. Orası fikir jimnastiği.

Bir risk de sarı kartlar… Özellikle Gomez’in durumu kritik.

Avantajımız ise orta saha ve hücum gücü. Maç başına ikinin üstünde gol ortalaması ile oynuyoruz.

Bir diğer avantajımız, bu seneye mahsus olmak üzere hakemler uzun süredir ilk kez karşımızda değil. Yani sırtımızda senelerin hakem kamburu yok. Misal, geçen sene şampiyonluk için futbol oynamak Beşiktaş’a yetmiyordu. Bu sene futbol oynarsa şampiyon olabileceği bir rekabet ortamında yarışıyor. Bu bile Beşiktaş’ı tüy gibi hafifletir.

O halde bu risk ve avantajları önümüze koyup paradigmayı değiştirmemiz lazım.

Zor kısmı bu. Paradigma nerede değişecek?

Sorular soralım.

Fb camiasının iştahı, oynadığımız takımların motivasyonu ve medyadaki psikolojik baskı neye dayanıyor? Beşiktaş savunmasının durumuna ve yılların finalde kaybetme psikolojisine. Bunu bir yere yazın.

Peki psikolojik kayıp yaşadığımız iki maçtaki bir nüansa dikkat ettiniz mi? Kasımpaşa maçında da Akhisar’da da 1-0 öne geçen bizdik. Bu maçlarda öne çıkan savunma faciası bir gerçeği gizledi: Puan kayıplarının arkasında önce farkı ikiye çıkartarak fişi çekememek yattı.

Bu noktada Beşiktaş ve Fb’nin oyun karakterleri arasındaki fark var işte. Fb, son iki hafta hariç, yanlış hücum ettiği için gol atmakta zorlandı ama öne geçtiği maçları da vermedi. Çünkü Fb savunma yapmayı daha iyi beceren bir takım. Beşiktaş’ın karakteri bu değil. “Oyunu tutmak” kavramı bu Beşiktaş için geçerli değil.

O halde biz savunmada değişiklik yaparak sorunu çözdüğümüzü zannetmeyeceğiz. Biz, Beşiktaş’ın elinin ayağına dolaşmasını bekleyenlerin en büyük kozunu ellerinden almak için şampiyonluğu savunmamızın değil hücumumuzun belirleyeceğini düşünerek başka bir yere geçmek zorundayız.

Böylece öne geçtiğimiz anda zamana oynamak, topu rakibe bırakmak ya da etkisiz yerlere taşımak gibi oyun karakterimize uymayan stratejiler söz konusu dahi olmayacak. Şampiyonluk için iki farkı kovalayacak bir psikolojiye ihtiyacımız var. Öne geçemediğimizde hatta geriye düştüğümüzde dahi şampiyonluğu hücum edişimizin belirleyeceğini düşüneceğiz.

Çünkü takımın hamuru bu yolu işaret ediyor.

O zaman şampiyonluk motivasyonu Beşiktaş’ın avantajı olabilir. Bunu küçümsemeyin.

Ancak o zaman rakipler sağlammış, formdaymış, motiveymiş önemli olmaz.

Şampiyonluğa duyulan açlıktan daha sağlam motivasyon yok.

“Korkunun ecele faydası yok”un Einstein’cası bu olsa gerek.

Bugün hava parçalı bulutlu. Medya fikstüre bakıp haftalardır sinsice Fb gazlaması yapıyor. Bunu yaparken de Beşiktaş’ın zayıf tarafını konuşuyor. Şenol Güneş ve takımın stratejiyi güçlü yer üzerine kurmak üzere düşünce düzlemini değiştirmesi bu yüzden önemli.

Çünkü…

Avantajlı olan biziz. Şampiyonluğa aç olan biziz. On puan daha toplarsak Fb borazanı medyaya seve seve şampiyonluk haberleri yaptıracak olan biziz. CL’ye doğrudan gidersek hem transferde hem de iç rekabette önü açılacak olan biziz. Bir şampiyonluk ve harika stat ile binlerce küçük çocuğun Beşiktaşlı olmasını sağlamak bizim elimizde. Beşiktaşlıyı futbol ekonomisinin içine sokarak hakemini, medyasını, Federasyonunu, kısaca sistemi sarışın dominasyonundan kurtarmak bizim elimizde.

Şemsiye iki takımdan birisinde kalacak.

Şenol Güneş ve takım bu şampiyonluğu savunmamızın değil orta saha ile hücum hattının belirleyeceği düzlemine geçerse ters döndüğü söylenen psikolojik şemsiyeyi geri postalama şansımız var.

Unutmayalım, Fb de son 15 senede 2 defa şampiyonluğu son haftada bırakmış bir camia. Şemsiyeyi tekrar o tarafa döndürmek hala elimizdeyken akıllı olalım.

Sevgiler,

Cengiz Gürsel
Not: Uzun oldu ben bunu ayrı bir yazı da yapayım :)

  • Beğenenler
Cevapla
İptal
0 25 Nisan 2016

0-0

Maç başlıyor, rakip biliyor; Beşiktaş gol atar. Rakip biliyor, üzerimize gelirse gol yer, kapansa da gol yer çünkü Beşiktaş golü bir şekilde atacak. İşin güzen yanı bu gerçeği Beşiktaş’ta biliyor.

Beşiktaş 1-0 x

Burada psikoloji el değiştiriyor. Haftalar yenilen hatalı gollerden dolayı artık Beşiktaş önde olmasına rağmen ben bu maça alırım diyemiyor. Geriye çekiliyor. Rakip saldırıyor, rakip gol atacağını biliyor.

Burada senin tespitin çok doğru Cengiz Gürsel!

Defans hattına operasyon Beşiktaş’a yaramayacak.
Ofans hattına operasyon lazım, daha rahat oyun, daha çok gol atmamız lazım.
Durmadan kaleye gitmeye devam etmemiz lazım.

  • Beğenenler
Cevapla
İptal