Tolgay Arslan
4 Mart 2016 güncellendi Futbol
7 3 Mart 2016

Beni bilen bilir (Bayılıyorum bu lafa) …
Mesela Bülent Yalın çok iyi bilir çünkü böyle maçlardan sonra benim içinden Pollyanna çıkar; başlarım takımı savunmaya.
Bu defa da Pollyanna gibi hissediyorum ama o kadar da değil yani biraz daha ayaklarım yere basıyor.
Vaziyet bulutlu sonuçta.

Ercüment Bey yazısı ve Serhat Bey’in cevabı üzerinden de biraz gidip, çok masala kaçmadan bir iki şey yazmak isterim.
Bu sezon derneğin kıyametinde maç izlemekten sahada ne olup bittiğini pek anlayamadım.
Fenerbahçe ve Konyaspor maçlarını tek başıma izleyince durumu azcık kavrıyormuşum hissine kapıldım.

Konyaspor maçında Fenerbahçe maçının etkileri görüldü, takım yogundu ve Türkiye Kupası maçına konsantre olmak zordu. 1-0 kazandığımız Mersin maçı da erteleme maçıydı bu yüzden zorlandık biraz. Ne de olsa maç neredeyse bir daha erteleniyordu hani. Fenerbahçe deplasmanında kaybetmek hiç bir zaman sürpriz değil olabilir. E, Gençlerbirliği maçında da falan filan…

Takımın mental düşüşünü kabul ediyoruz ama Kezban’a bağlamamak lazım. Bu kadar bahane olmaz… O maç şöyle bu maç böyle e biz ne zaman top oynayacağız? Ligin 2. yarısında güzel futbol değil sonuç önemlidir ya, ha gayret taktiği biraz erken başladı. Bu iş böyle yürümez…

Şuna da katılmıyorum: Rakipler bizi çözdü; Atiba’ya baskı yapınca top çıkartamıyoruz. Quaresma’yı kilitliyorlar bu yüzden tıkanıyoruz. Gomez’in üzerinde 3 kişi var pozisyon bulamıyoruz. Oğuzhan ile Sosa’nın etrafına kalabalık tutuyorlar…

Rakipler Gattuso – Effenberg orta sahası, Nesta-Stam-Cafu-Marcelo geri dörtlüsü ile oynamadıklarına göre rakibi bırakıp bizde olup bitene bakmamız lazım.

Ercüment Abimize katılıyorum geri dörtlümüz berbat fakat Serhat Abimize de katılıyorum çünkü bu takım ligin en az gol yiyen takımı.

Buradaki iki yorum farkı bana göre hücum hattımızın oyuna çökme kabiliyetini Şubat Ay’ı boyunca sergileyememesinden kaynaklanıyor. Ligin ilk yarısında da geri dörtlü kötüydü fakat top bizde kalıyordu, öldürücü pas trafiğimiz rakibi çıkartmıyordu… O zaman da Atiba pres yemekteydi, Quaresma’ya baskı vardı… O zaman Oğuzhan ile Sosa’yı tutamıyorlardı.

Bence yaşadığımız sorunun çıkış noktası da burada başlıyor. Oğuzhan ile Sosa’nın, mental düşüşü, fiziksel düşüşü, isteksizliği, yorgunluğu, basiretlerinin bağlanması… artık her ne ise, Beşiktaş’ın ilerideki oyununu kanatlara yıkılmasına yol açtı. Beklerimiz hücumcu olmadığı için de kanat adamlarını kontrol etmek kolaylaştı.

Quaresma üzerinden maçları oynamak zaten korkutucu bir şey. Ne kadar iyi oynarsa oynasın, Quaresma yükselişteyse, takım oyunu düşüştedir ki bu baya kötü bir şeydir…

Sosa ve Oğuzhan hayata küsünce ataklar kanatlara yıkılmaya başladı, rakibin dengesini bozulmaz oldu ve doğal olarak daha çok atak yemeye başladk. Bu da geri dörtlümüzün kötü görünmesine sebebiyet verdi.
Ne kadar az atak yersen geri dörtlü o kadar az kötü görünür. Bu iş bu kadar basit.

Şimdi hocaya dönebiliriz.
Şenol Güneş’in yaşadığı rotasyon sorunu ise bizi kabızlık noktasına getirdi.
Olcay kötü, çıkartıyorsun Töre daha kötü… Kerim biraz fazla bekledi bu noktada herkesle hem fikirin ama sorunun Kerim’den (Kanatlardan) kaynaklanmadığına adım gibi eminim bu yüzden Kerim üzerinden hocaya sallayamam.

Sorun az önce yazdığım gibi orta sahanın göbeğinde!
Sosa ve Oğuzhan’ın (Hatta Atiba’nın) artık rotasyona girmesi, Tolgay ve Veli’nin de  bu takımda daha çok yer bulabilmesi gerekiyor. Şampiyonluğa oynayan dar kadrolu Anadolu takımı görüntümüzden başka türlü sıyrılamayız.

Neyse ki; bugün Tolgay ilk defa 30 dakika kadar sahada kalarak yüreklerimize su serpti. O 30 dakika içinde 2 kere rakip ceza sahasının dip köşesine topla inip topla çıkması, topu ayağına alınca etrafına bakması ile ferah bir Mart’a göz kıprtı.

Tolgay’ı Atiba’nın yanına çekip ön tarafa Sosa veya Oğuzhan’ı atarak yolumuza devam edersek ben bu mental düşüşün sonlanacağını, oyun içinde yaşamaya başladığımız tıkanıklıkların sonlanacağını düşünüyorum. Oyuna sonradan dahil olacak diri bir Oğuzhan, Sosa’nın takıma daha çok katkı vereceği şu an için kesin.

Daha güzeli Tolgay’ın varlığı geri dörtlüyü de toparlayacaktır. Tolgay akıldır, dengedir, pas trafiğidir soluktur.
Olcay’ın koşu mesafesi = Tolgay’ın pas mesafesidir.
Bizim şu an buna ihtiyacımız var.

Bir de bol gollü bir galibiyet alıp ölü toprağını üzerimizden atmamız gerekiyor.
İçerdeki Eskişehirspor maçı bu olumsuz tabloyu silip kafamızı kaldırmamız için son şans çünkü lig Rize-Trabzon deplasmanları ile asıl şimdi başlıyor.

Selamlar, sevgiler.

  • Beğenenler
Cevapla
0 3 Mart 2016

Hoca takımı şimdiden mi kampa alır ? Ne yapar bilmiyorum ama Eskişehir , Rize ve Trabzon maçlarından 9 puan çıkaralım şampiyonuz. O kadar .
Tolgay’ın acilen kilo vermesi lazım. Adam Sünger Bob gibi , “kare” olmuş ! Yanlız temeli sağlam bunu hemen belli etti yine.

  • Beğenenler
Cevapla
İptal

Viraj çok sert, sıkı tutunun.

  • Beğenenler
Cevapla
İptal

Bence maça zaten direk Tolgay ve Atiba ile başlamalı, Oğuzhan veya Sosa’dan birisi sahada olmalıydı. Ayrıc kişisel görüşüm Quaresma gibi , her ne kadar iyi oynuyor görünse de ,oyuncularla büyük takımalrın bir yere varamayacağı. Ona tanınan şans Kerim’e tanınsa çok daha farklı olurdu. Bir oyuncunun aynı pozisyonu hemen hemen aynı yerden iki kere kaçırması ve ikisinde de 1-0 yenik iken ve 1-1 olabilecekken kaçırması tesadüf değildir. Akhisar maçı dakika 44 atamadın 1-1 olacaktı. Döndü sana gol oldu. Fb maçı atamadın 1-1 olsa neler değişirdi. Bu adam bence BJK içine yerleştirilmiş el bombası. Göreceği kartlar ile potansiyel eksilitici. Bize portekizden brezilyadan değil, Norveç,İsveç, İzlanda’dan adam lazım. Ayrıca belirtildiği üzere takımda Anadolu kulüplerinde bile zor forma bulacak o kadar çok oyuncu var ki. Bu sene ne yapıp edip şampiyon olmalı ve elde ne kadar para eden ve etmeyen adam var ise kulübün menfaati için vedalaşmalı.

  • Beğenenler
Cevapla
İptal

Şu Serdar Kurtuluşu sağ bek oynatacağına Olcay’ı oynatsan en azından Quaresma ile iki verkaç yapardı.

  • Beğenenler
Cevapla
İptal

Şu facia geri beşliyle bu kadar az gol yememizi güzel açıklamışsın. Rakipler savunmaktan saldırmaya fırsat bulamıyordu. Yani giden Ersanın badem gözlü olması, sakatlanan Rhodolfonun süper olması degildi olay.

Hele de 1. gün yazdım, bu Rhodolfo hayatında 1 kez bonservisli transfer olmuş, daha 6 ay önce serbest kalmış; gayet sıradan bir adam. “Abi teknigi çok iyi!”… Ulan Brezilya’da kahvecinin çıragının da top teknigi iyi, sanırsın bizimki cambaz. Yıllar önce bize gelen Ronaldonun genci, ekstrası yok.

Agır stoper tercihimi Rhodolfoyla mı kullanırım Miloseviçle mi ? Kesinlikle Milo. Milonun yanına hızlı stoperi koy hatta İsveç milliden kankalarından hızlısını getir, bak nasıl oynuyor ? Yeni Johnsen oluyor mu olmuyor mu ?

***

Konuya dönelim,

Tolgay konusunda hemfikirim; özellikle de ozinin düştügü bugünlerde umarım hızır gibi yetişir. Ancak unutmamak gereken birşey, Atiba da yorgunluktan inanılmaz düştü. Adam 33 yaşında ve full oynuyor. Acil Atibayı da maç rahatladıgında dinlendirmek lazım ya da antremanlarda Tolgay-ozi, Tolgay-Necip ya da Veli işlenmeli. Atibayla bu lig bitmez…

***

Bir gerçek var, istersen bu sene 10 puan farklı alalım ligi, 1 kaleci + 1 taş stoper + 2 bek + 1 önlibero şart. Takviye degil, CL de gülünç duruma düşmemek için şart; zira kimse ” ooo adamlar ozi-Töre-Q7-Sosa-Gomezle saldırıyor ” diyip beklemez seni.

  • Beğenenler
Cevapla
İptal

Milosevic olayına bende üzülüyorum ne yalan söyleyim. Adamın kumaşı iyiydi ve gençti.
Milo’nun üzerinde durulması yanına da adam gibi hızlı bir stopler alınmaması, bu kadar transfere rağmen halen gerçek bir bek oyuncumuz olmaması, hele hele T ile başlayan kalecimizi düşündükçe vaziyet Freddy Krueger.

Necip – Veli – Tolgay rotasyonlarına acele ihtiyacımız orada da yüzde yüz hem fikirim.

Bir de şu Altınordu’da oynayan Çağlar Söyüncü var, onu aldık mı kendimize geliriz diyorum ve daha transfer dönemine girmediğimiz için burada kısa kesiyorum.

  • Beğenenler
Cevapla
İptal

O milosevic en kötü ihtimalle atibayla göbekte oynar ve savaşırdı. Geçmişinde benzer pozisyonlarda oynamışlığı var. Hiç kimsenin mi aklına gelmedi bu çocuğu bir de önliberoda deneyelim dur bakalım nolcak demek..Adamın kendi takımında oynadığı milli takımında oynadığı topa bakıyorum.. bizdeki haline bakıyorum aklım almıyor. Milo/Atiba/Sosa olabilirdi.

Oğuzhan , Tolgay olsaydı , yani sakatlanmasaydı , bu kadar şans bulabilir miydi?

Şimdi Tolgay kadroya girdikçe , bunun farkında olan Oğuzhan da psikolojik düşüş başladı..

  • Beğenenler
Cevapla
İptal