Yazık olur
2 Kasım 2015 güncellendi Futbol
3 31 Ekim 2015

Selamlar sevgiler;

Futbolda bir prensip var. Ne kadar istersen iste kalecin kadar varsın. O yalnız adam, sahadaki diğer on kişinin bütünlüğünü bozabilir de, o on kişiyi tek başına kurtarabilir de.

Ancak, şampiyonluk hedefliyorsan kalecinin tatmin edecek bir ortalaması olmak zorunda!

Tolga bugüne kadar beklediğimizin üstünde performansla geldiği için olumsuz anlamda öne çıkmadı ama bir gün faturayı kesecekti. O da bugün oldu.

Yediğimiz ilk gole sözüm yok. Top Milosevic’e kornere atacağı rahatlıkta gelmedi ve o da arkasında ne olup bittiğini bilemeden yapabileceğini yaptı. Top Eren’in önüne düştü ve o da çok güzel bir tek vuruş yaptı. Evet, Tolga bunu kapadığı yerden yedi ama şutun çıktığı yer çok yakındı ve önünde bir savunma oyuncusu görüşü engelliyordu.

Ancak, ikinci golde ideal bir kaleci topu ne kadar pis dönerse dönsün dışarı tokatlardı. Üçüncü golde Rhodolfo Eren’i kaçırdı ama Eren o topu göğsünde yumuşatırken Tolga’nın çoktan hamlesini yapmış olması gerekirdi. Altı pas kalecinin namusu. Orada sinek uçmamalı. Tolga hayalet gibi duruyordu.

Şampiyonluk yarışındaki iki rakibimiz de kaleci mevkiinde bizden iyi durumda. Hele Muslera bu üç golden ikisini kafadan yemezdi ve bunu sezon boyu yaparak şampiyonluğa elini değdirirdi. Beşiktaş’ın ilk ve en acil eksiği bu.
İkinci olarak, eğer bir Ersan’ın eksilmesi birinci bölge organizasyonlarını bu kadar bozacaksa bir de stoper açığı var demektir. Milosevic’e kızamayız da… Adam Ocak ayında geldi; aylardan Ekim ve ilk kez izledik düşünün. Ancak, belli ki oraya üçüncü bir as stoper gerekiyor.

Son olarak sol bek, Beşiktaş’ın kale ile birlikte en sorunlu bölgesi. Burası zaten malumdu.

Bu üç sorun bugün Beşiktaş’ın önüne puan kaybı olarak kondu. Beşiktaş’ın puan kaybetmesi, bu eksikliklerini kullanabilecek takımlarla karşılaşmasına bağlı görünüyor.

Şöyle ki… Beşiktaş’ın oyun karakteri, defansı ile orta sahası arasında birbirine çok yakın oynayan oyuncuların kısa ve seri paslaşmaları sonucunda hızlı oyuncularını kaçırma üzerine şekilleniyor. Bunu bugüne kadar Sporting Lizbon ve Fb’den sonra bozabilen üçüncü takım Kasımpaşa oldu.

Kasımpaşa özellikle ilk yarıda kapanarak değil, Beşiktaş orta sahası ile savunmasının arasında çok etkili bir baskı yaparak oynadı.

Beşiktaş’ın stoperleri, Atiba, Necip, Oğuzhan ile ikinci bölgede birbirine çok yakın oynayıp kısa ve hızlı paslarla rakibi üzerine çekiyor ve boşluk arıyor. Buna bekler de katılıyor. İşte bu gece bu iş iyi becerilemedi. Ersan’ın önemi burada ortaya çıktı. Bir de İsmail her an topu ezebildiği ya da rakibe bırakabildiği için bu işe hiç uygun adam değil.

Kasımpaşa baskısı maçın genelinde etkili olunca ve Beşiktaş’ın zaafları su yüzüne çıkınca maçı kazanmak hücumcuların ekstrasına kaldı. Orada da Donk ve tüm orta sahanın dinamizmi ile defanstaki uzun boylu oyuncuların az hatalı oyunu işimizi zorlaştırdı.

Yalnız dikkat!… Kasımpaşa 9 maçta 5 gol yemiş bir takım. Beşiktaş bu takıma bugün 3 gol attı.

Şenol Güneş devre arasında sarı kartlı iki oyuncusu Necip ve Quaresma’yı çıkartıp yerlerine Sosa ve Töre’yi alarak bekleneni yaptı. Maç Kasımpaşa’nın üzerine yığılmaya başladığı anda, harika bir dakikada birinci kalite bir gol de geldi.

Aslında, Beşiktaş’ın kazanma isteği ve temposu doyurucu idi. Takım maçı her türlü olumsuzluğa rağmen koparabileceği izlenimini veriyordu. İlk yarıda 1-1’i, ikinci yarıda 2-2’yi yakaladığında psikolojik üstünlüğü ele geçirdi ve iyi de oynadı. Oğuzhan, Gomez, Sosa, Atiba maça çok asıldılar. Töre gene kötüydü ama özellikle 2-2’den sonra asıl kırılma Olcay’ın savrukluğu oldu.

Yanlış saymadıysam üç pozisyonda pas-şut tercihlerini yanlış yaparak durumun 3-2 olmasına engel oldu. Olcay Beşiktaş’ın hücumlarına eşlik edemiyor.

Tam bu noktada akla, Şenol Güneş’in Milosevic-Cenk değişikliğinin aslında yanlış olabileceği geliyor. Cenk, Olcay’ın yerine girse belki Kasımpaşa oyunu o kadar da yarı sahamıza yıkamazdı. 80-88. dakikalar arası oyunu uyutmayı ve çok değerli bir zaman dilimini yok etmeyi başardılar.

Bir de şu tek pas sevdası var. Tek paslı oyunun avantajlarına ve seyir zevkine sözüm yok ama ilk yarıda İsmail ve Quaresma ikinci yarıda Olcay tek pas beceriksizliği yüzünden pozisyonları başlamadan yedi.

Hakem bana göre eleştirildiği kadar kötü bir yönetim göstermedi. Beşiktaş’ın penaltısında top zaten yumuşak kabul ama elle biraz daha yumuşuyor gibi. Orada asıl topun pozisyona girişi öncesi Atiba’nın kolla oynaması var. Necip’in gördüğü sarı kart bence yanlıştı. Kasımpaşa’nın penaltı itirazı tartışılır. Benim gördüğüm tek eyyamını, o penaltıyı vermedikten hemen sonra Mario Gomez’e atılan dirseğe devam diyerek yaptı.

Beşiktaş’ın bu sene avantajları dezavantajlarından fazla. Ne yaptığını bilen bir teknik adamı var. Onun sayesinde kapasitesini bulan genç oyuncuları var. Attığı gollerin içeriğine bakılırsa ve böyle giderse tarihinin belki de en büyük golcüsünü yakalamış gibi bir görüntü var. Sakatlık az yaşandığı için kadro istikrarı var. En önemlisi hakemlerle barışık bir görüntüsü var.

Ancak, öyle “yok”ları var ki, kısa zamanda çözülmezse yoklar varları da yok eder!

Ve hakikaten yazık olur.

Cengiz Gürsel

  • Beğenenler
Cevapla
0 31 Ekim 2015

Değerli Cengiz Bey , yazdıklarının hepsine katılıyorum. Özellikle en acil tarafından çok çok iyi bir kaleciye ihtiyacımız var. Bkz. Gs her daim elde avuçta ne varsa gidip çok iyi bir kaleciye yatırıyor , o kaleci de Gs yi oynadığı yıllar süresince en az 2-3 defa şampiyon yapıyor. Simoviç , Tafarel , Mondragon , Muslera vs vs. örnekleridir. Tafarel Uefa kupasını kazandırmıştır.
Bir kalecinin bir takımın başarısına katkısı sonsuzdur. Çünkü tutamayınca gol yemiş oluyoruz.

Ayrıca Kasımpaşa maçı özelinde bir de şans faktörü var. 3. golü yediğimizde kahvede arkadaşlarımla beraber BJK nın makus talihine küfrediyorduk. Kasımpaşalı oyuncu şut çekiyor , top bizim defanstan sekip , şahane bir şekilde Eren Derdiyok’un önüne pas oluyor. İdmanda çalışsan o topu o kadar yumuşak bir şekilde Eren’in önüne indiremezsin. Kasımpaşa gibi çok az gol yiyen takıma 3 gol attık , organize ataklarla golller attık ancak 3 tane saçma sapan topta gol yedik. Rakibin gol pozisyonu 3 ya da bilemedin 4 tane. 3 tanesi gol oldu.

İsmail , QUARESMA ve Tolga Zengin hariç takım iyiydi. Özellikle Quresma’nın saçmalamaları ilk yarıya çöpe attı.

Saygılarımla

  • Beğenenler
Cevapla
İptal
0 1 Kasım 2015

Hakan Bey, zaten şans konu olduğunda Beşiktaş’tan kötüsünü zor bulursunuz… Sarışınların oyuncuları nezle bile olmazken toto kası yırtılan oyuncuya sahip tek takımdır Beşiktaş…

Ancak, binde bir olasılıkla da olsa o top oraya geldiğinde Tolga hala bakıyor ve ağır çekim çıkıyorsa kalemizde sorun var demektir. Kale çok özel bir mevkii… Diğer on bölgede 10/10 beş yıldızlı iş yaparsınız, kaleciniz gelir her şeyi tek başına çöpe atabilir. Sarışın ikizler kaleciden bize fark atıyor. Hele Muslera doğrudan hakemler kadar Gs’ye katkı yapıp şampiyonluk belirleyebiliyor.

Bu sene hemen her mevkide ikizlere cevap verebiliyoruz… Kaleci ve sol bek hariç!

Aslında, kalede sorun olması yeni bir şey değil. Haftalardır böyle goller yemedik çünkü genelde öne geçen taraf oluyorduk ve bu sene öne geçtiğimiz maçlarda ayağımız yere daha sağlam basıyor.

Bir de Rhodolfo-Ersan ikilisi umulandan iyi ve hızlı bir uyum sağladı, o da kaleye gelen tehlikeli top sayısında azalmaya yol açtı. Defansta denge bir maçta bozuldu 3/3 oldu. İşte bu çok düşündürücü. Bence devre arasına kadar en az kayıpla gitmek için dua ederek, sadece kaleciyi değil, ikinci stoperi de düşünmemiz lazım.

Saygılarımla,

Cengiz Gürsel

  • Beğenenler
Cevapla
İptal
0 2 Kasım 2015

Hakan ve Cengiz Abim,

Kaleciye ihtiyacımız var, beke de ihtiyacımız var. Aslında her bölgeye tek tek bakarsak her mevki için bir oyuncuya ihtiyacımız olabilir fakat ben oyuncularımızın bireysel yetenek eksikliklerinin Kasımpaşa beraberliğine neden olan ana sorunlardan olduğunu düşünmüyorum.

Bence Kasımpaşa maçında üç adet temel sorun yaşadık.

1 – İlk yarıda bizim yarı alanımızın ortasında başlayan rakibin baskısından çıkamadık.
2 – İkinci yarıda rakibi kendi kalesine itmemize rağmen pozisyon bulamadık.

3- Konsantrasyon sorunu yaşadık.
Burada özellikle ikinci sorun can sıkıyor.

 

Kasımpaşa, Beşiktaş maçını planlarken önde basmayı ve Atiba Necip Oğuzhan üçlüsünü boğarak bizim oyuna başlamamızı sağlayan pas trafiğimizi engellemek isteyebilir. Kaldı ki diri de bir takım, iyi de pres yaptılar, Atiba ile Necip’i presle Oğuzhan’ı da faullerle durdular.

 

Buna rağmen Beşiktaş’ın bu baskıdan rahatlıkla çıkacak çözümü üretmesi gerekirdi. Beklerini çıkarıp orta sahayı 7’leyebilir, Atiba’yı tek bırakıp Necip’i ileri atabilir, açıklarını ortaya çekebilir veya Sosa’yı oyuna erkenden alabilirdi veya başka bir şey yapabilirdi. Hiçbir şey yapmadık! Sadece Kasımpaşa’nın presine üstün mücadele gücümüzle karşı koymaya çalıştık. Halbuki yapacağımız iki pasla oyunu yavaşlatmamız gerekirdi, yapamadık.

 

İlk yarıda muhteşem bir Anadolu takımı gibi oynamaya çalıştık.

 

İkinci yarıda Sosa’nın oyuna girmesiyle oyunu rakip yarı alana yığdık, büyük takım olduk. Az önceki satırda yazmış olduğum gibi Kasımpaşa’nın mücadeleci oyununa yetenekle karşılık verdik ve rakip kendi kalesine çekildi. Buna rağmen kaçırdığımız inanılmaz bir pozisyon bulamadık.

 

Quaresma’nın bu takımda yeri yok fakat şu an ceza sahasına topu en dengeli atam Quaresma. Atana kadar burnumuzdan getiriyor, sonunda iyi bir orta kesiyor. Beşiktaş’ın genlerinde kapris, top ezme, el kol hareketi olmadığına göre bu takımda kanadın biri Olcay’a diğeri ya Kerime’e ya da Töre’ye emanet edilecek oyun düzeni kurulmalı.

 

Süratle oynayan bu takımın hızını en hızlı oyuncularının kesmesi çok ilginçtir. Düşünme hızının fiziksel hızı solladığının, iş yaptığının en güzel kanıtı da zannımca Beşiktaş’tır. Olcay hızlı oynamaya çalışıyor, niyeti doğru, hataları yüksek. Quaresma ve Töre ise top ayaklarına gelince takım donuyor. Töre ya iki çalım atmadan vermiyor ya da kıçını rakibe dayıyor ve mahallede çocuklarla oynayan abiler gibi kafasına göre takılıyor. Quaresma’da akan takıma bakmadan bir sağa bir sola çektikten sonra çalıma kaçıyor. Çalımı atsa dahi zaten rakip yerini aldığından, yarım saniyelik avantajımızı bize kaybettiriyor.

 

Bu kafa acil çözülmeli. Kerim Olcay oynamalı veya Töre geçen sezonki düşünce yapısına döndürülmeli. Quaresma’da hamle oyuncusu olarak bu kulübenin en değerli pozisyonunu işgal etmeli.

 

Ve şu top Gomez’in ayağına, kafasına maç başına 8-10 kere atılabilmeli!

 

Baskıyı kıramama ve bundan da önemlisi pozisyona girememe sorunlarını yine de yaşamayabilirdik tabi.

 

İlk golü aylardır oynamayan Milosevic’in sezgilerinin sıfıra inmiş olmasından dolayı yedik.

İkinci golü Rhodolfo’nun topu yanlış uzaklaştırmasından yedik.

Üçüncü golü takım halinde defanstan ileri çıkarken Rhodolfo’nun ofsaytı bozmasından yedik.

 

Şenol Güneş ilk yarıya müdahale etmeliydi, maçın sonunda kurduğumuz baskıyı gole çevirmek için yaptığı Milosevic-Cenk Tosun değişikliği yapmamalıydı.

 

Türkiye – İngiltere maçında yaptığı değişikliklerle orta sahayı sadece Tugay’a bırakan ve takımı kilitleyen Fatih Terim geldi aklıma. O günden beri oyun ne olursa olsun orta sahada en az iki adamın olması gerektiğini kafama kazımıştım.

 

80-90 arası bu yüzden puf oldu. Konsantrasyon bozukluğumuzun karşısında penaltı şansımız yanımdaydı puanı kurtardık.

 

Moskova-Antalya-İstanbul fazla geldi belki, ya da bir tutukluk yaşadık.

Bu durumda hızlıca sıyrılmamız gerekir.

Selamlar sevgiler

 

  • Beğenenler
Cevapla
İptal